4. BÖLÜM FİL SURESİ TEVİLİ

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

Bismillahirrahmanirrahim

1. Rabbin fil ashabına neler etti, görmedin mi?

2. Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?

3. Onların üstüne ebâbil kuşlar gönderdi.

4. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

5. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

1) elem tere: görmedin mi?

keyfe: nasıl (neler)

feale: yaptı

rabbu-ke: senin Rabbin

bi ashâbi: sahiplerine

el fîli: fil

2) e lem yec’al: ve kılmadı mı, yapmadı mı?

keyde-hum: onların tuzağı, hilesi

fî tadlîlin: zayi etme, boşa çıkarma

3) ve ersele: ve gönderdi

aleyhim: onların üzerine

tayren: kuş, uçan

ebâbîle: ebabil

4) termî-him: onların üzerine atıyorlar

bi hicâretin: taşları

min siccîlin: siccil’den

5)   fe: böylece

ceale-hum: onları kıldı, yaptı

ke: gibi

asfin: ekin yaprağı

me’kûlin: yenilmiş olan

Beş ayetten oluşan bir suredir. Tarihi bir olayı nakleder. Habeşistan kralının komutanı Ebrehe, Kâbe’yi yıkmak ister ve bunun için bir ordu hazırlar. Ordunun başında da fillerden kurulu bir birlik olduğu için Fil ordusu denmiştir.

Geleneksel öğreti ve rivayetler yine müteşabih ayet demeden şöyle yorumlar: Ebrehe, ordusuyla Mekke’ye saldırırken sürü sürü kuşlar gelir ve gagaları ile ayaklarında koca koca taşlar vardır ve fil ordusuna atar kafalarına ve vücutlarına gelen bu taşlar yüzünden birçok asker ölür ve yaralanır. Ordusu ziyan olan Ebrehe de kaçarken öldürülür.

Peki, tarih ne diyor? Kuşların taş atarak kazanılan bir savaş var mı? Hayır. Tarih kitaplarına nasıl geçmiştir? Büyük bir salgın baş göstermiş ve çiçek hastalığı bütün yarımadaya yayılmış ve yüzbinlerce insan ölmüş ve bu arada Ebrehe’nin ordusu da salgında büyük zarar görünce savaş kendiliğinden sona ermiş. Her şeyi mucizelere bağlayıp düşünmeyen, araştırmayan geleneksel öğreti bu onu da her zamanki gibi yanılmıştır. Peki, olay nasıl gelişmiştir ki bu rivayetler düz anlamı ile böyle anladıkları için yanlış yorumlamışlardır?

Ebabil; kırlangıç kuşuna benzeyen ve göçmen kuşlardır. Ebabil Arapça bir kelimedir (sürü sürü öbek öbek manası vardır) Türkiye’de ise daha çok dağ kırlangıcı ya da sağan olarak bilinmektedir Muhtemelen bu kuşlar Habeşistan’ın alt kısmından güneye doğru göç eden göçmen kuşlardı. O sırada Madagaskar adasında volkanların patlamadan önce püskürttüğü küller bütün gökyüzüne yayılmıştı. Volkan püskürtmesi sonucu gökyüzüne dağılan bu küllerde oluşan toz ve partiküller sürüler halinde gezen bu kuşların kanatlarına ve tüylerine yapışmıştı ve bu toz ve partiküller kanat çırptıkça, geçtikleri yerin altında bulunan askerlerin ve insanların üzerine düşüyor ve askerlerle insanların üzerine bulaşan bu volkanik toz ve partiküller kısa süre sonra salgın hastalığa yol açtı ve çiçek hastalığı baş gösterdi.

4-1

4-2

Çünkü, O volkanik toz ve partiküller çiçek hastalığı virüsünü barındırıyordu. Yani ne kuşlar farkındaydı bu işin olduğundan ne de fil ashabı… Sadece Allah’ın iradesinin doğa olayları vasıtasıyla gösterdiği bir ayetti. (sünnetullah) ve bu olay sadece fil ashabında değil bütün arap yarımadasına yayıldığı için yüzbinlerce insan çiçek hastalığından etkilenmiştir.

Fil suresi ayet 5. = Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

4-3

Volkan püskürtmesi sonucuna beni iten sebep de 4. ayette geçen = min siccîlin: siccil’den

Bu siccil kelimesini Lut kavminin helakinin anlatıldığı ayetlerde de rastlarsınız. Biliyoruz ki Lut kavminin helaki volkan patlaması sonucudur. Fakat buradaki siccil yine volkanla alakalı fakat volkandan çıkan külleri temsil etmektedir.

HUD SURESİ ayet; 82 Lut Kavminin helakinin anlatıldığı ayet:

fe lemmâ: artık olduğu zaman

câe: geldi

emru-nâ: emrimiz

cealnâ: biz kıldık, yaptık

âliye-hâ: onu en yüksek

sâfile-hâ

(ceale âliye-hâ sâfile-hâ): onu en alçak: (onun altını üstüne getirdi)

ve emtar-nâ: ve yağdırdık

aleyhâ: onun üzerine

hicâreten: taşlar

min siccîlin: Volkan ifrazatı (lav- kül)

mendûdin: dizilip hazırlanmış, istif edilmiş (veya ardarda gelen)

Siccil = arapça bir kelime olmadığı için sanırım bu yüzden Lut kavminin helaki ile alakalı Volkan püskürtmesi sonucuna ulaşan birçok tefsirci vardır ama bunun LAV olduğunu düşündükleri için yanılmaktalardır. Volkan ifrazatı anlamı doğrudur yalnız bu İfrazat= LAV değil KÜL lerdir. Çünkü Küllerde volkan ifrazatıdır.

O beş ayeti bir daha gözden geçirelim:

1-           Allah demiyor ki Mekke’ye saldırdıkları anda ben kuşları gönderdim!

2-           Kuşların, ağzıyla ya da ayakları ile taş attıklarını söylemiyor ki!

Öncelikle Çiçek hastalığını tıbbi olarak açıklayalım ki okuyucular anlayıp bir çıkarımda bulunabilsinler. Çiçek hastalığı, Çiçek virüsü ile oluşur. Etkeni poxvirüs variola dır. Virüs stabil ve ısıya dayanıklıdır. Deri kabuklarında ve tozlarda uzun süre yaşar. Vücuda solunum yoluyla girer. Bulaşma insandan insana direkt veya endirekt temas ile olur.

Görüldüğü üzere çiçek virüsü ısıya dayanıklı (volkanik sıcaklık) ve tozlarda (küllerden oluşan) uzun süre yaşıyor. Vücuda solunum yolu ile giriyor ve bulaşma insandan insana oluyor. Toz ve partiküllerin düşüp mikrobun bulaşması, kuluçka dönemi ve yayılması için belirli bir süre geçmiş olacağına göre bu olay Mekke önünde değil Mekke sınırına gelmeden gerçekleşmiş olmalıdır.

Habeşistan, Yemen, Arabistan ve Madagaskar siyasi ve jeolojik tarihine bakılırsa, O dönem meydana gelen, volkanik patlamalar, kuş göçleri, tabii afetler araştırıldıkça (ki araştırılmış) Fil suresine bakış açısı daha da berraklaşacaktır. Geleneksel tefsirlerin anlattığına göre ise: Ebrehe ordusu Mekke kapısına dayanmış, filler yürümemiş, filler diz çökmüş ve o sırada da gökyüzünü kuşlar kaplamış ve ağızlarında (kimilerine göre 3 tonluk kayalar varmış) bu taşları askerlere atmışlar ve onları öldürmüşler hatta askerlerin biri kurtulmuş ve ordunun yenildiğini haber vermeye gitmişte kuşun biri onu takip ederek son taşı ona atıp o askeride öldürmüş. Ne tarihte böyle bir olay var ne Allah, bu beş ayette anlatıyor böyle olduğunu… Rivayetçiler desteksiz atmışlarda nasıl olup özellikle ilahiyatçıların bu uydurmacılara inandıklarına şaşıyorum.

Bir kıssayı ya da sureyi DETAY vererek ya da (teşbih/benzetme) yolu ile anlatıyorsa o ayetler müteşabihtir. İleriki yüzyıl insanlarına mesaj verir.

O olay orada olmuş bitmiş değildir. İleriki yüzyıl ya da bin yıllarda tekrarlanması muhtemel olaylardır. Belki de bu yüzyılda ya da binlerce yıl sonra başka bir volkan patlayacak ve o tozlarla gelen bilinmeyen bir virüs milyarlarca insanın ölümüne yol açacak ya da buna benzer bir olay örneğin sera etkisi sonucu doğanın dengesi bozulup da kutuplardaki buzullar eriyince o koca buzulların altından gelecek nice virüsler insanları etkileyeceklerdir.

Fil suresinde anlatılan olay çok ileride ya da yakın bir gelecekte gelişecek olan bir DOĞA OLAYI nın o dönemde Mekke ve Arabistan halkına bir DENK inin ya da BENZERİ nin yaşatılmasından ibarettir.

ALLAH’ın Sünnetinde (Sünnetullah) ASLA BİR DEĞİŞİKLİK BULAMAZSINIZ.

Reklamlar
yorum
  1. hakanhakan58 dedi ki:

    Mikail Bayram hocanın şöyle bir araştırması var ve ben olayın tam olarak böyle olduğuna inanıyorum ne dersiniz ?

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s