14. BÖLÜM GÖNDERİLEN NEBİ-ELÇİler

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

     Müslümanlar arasında araştırmamaktan kaynaklanan ve çoğu rivayetlerden yararlanıldığı ve onlarında DİN sanılarak gerçek doğruymuş gibi alınmasından kaynaklanan yanlışların ortaya çıkması açısından özellikle Resuller hakkında çok fazlası ile yanlışlarla karşılaşmaktayız. Yüzlerce yıldır neden bu yalan ve rivayetlere başvurduklarını da anlamış değilim. Uyduranlarında güya dine yardımcı oluruz gayesi ile yaptıklarını da düşünüyorum fakat ne kadar yanlış yaptıklarını bir bilseler diye de şikâyette bulunuyorum. Bu uyduranlar öldü gitti ya geride kalan ve yüzlerce yıldır sürecek yeni gelenler ne yapacaklar şu anda bile internette on binlerce yalan ve yanlış dini yazılar ve videolar var. Ne yapmamız lazım bunları nasıl temizleyeceğiz? Kur’an’dan getirdiğimiz kanıtlarla doğru olanı göstereceğiz ve bakın bu konu hakkında yazılan milyonlarca yalan ve yanlış rivayet var diyeceğiz. Umarım insanlar artık gerçek DOĞRU yu görme adına adım atarlar.

NEBİ_ELÇİler  hakkında sadece KUR’AN kaynaklı yaptığım araştırmamı sunuyorum. Biliyorsunuz Kur’an’da çokça NEBİ_ELÇİ  kıssalarına rastlarsınız. Bazılarını baştan sona anlatır örneğin Yusuf suresini. Bazılarına da parça parça değişik surelerde yer verilmiştir. Yapılması gereken şey; konu ile alakalı örneğin İbrahim NEBİ_ELÇİnin  hayatını alt alta dizerek ve bir araya getirerek konu anlatılarından nerede nasıl niçin sorularını sorarak düşünmek ve araştırmak olacaktır.

Bazı NEBİ_ELÇİler kendi doğdukları ve büyüdükleri kavme NEBİ_ELÇİ olduğu gibi bazıları da başka bir kavime gönderilmiştir. Bazı NEBİ_ELÇİler  ülkelerinde padişahlık yapmış dolayısıyla bir kavme değil koca bir ülkede NEBİ_ELÇİ  olarak görev almışlardır. Bazı NEBİ_ELÇİlerden de sadece bir kaç kelime olarak varlıklarından bahsedilmiş fakat kendi kavimlerine mi yoksa başka kavme mi gönderildi hiç bahsedilmemiş ya da gerek duyulmamıştır. Bundan başka ismi zikredilmeyen NEBİ_ELÇİlerin de olduğunu söyler Kur’an.

Biz ismi zikredilen ve anlatılan bütün NEBİ_ELÇİ leri  anlatacağız ve ayetlerle okuyucuya sunacağız ki kalpleri mutmain olsun delil ve belgeleri ile inansınlar ve o yalan rivayetlere itibar etmesinler.

Bunun için bir sınıflandırma yaptım:

1-) Hz. Âdem ilk insan ve ilk NEBİ_ELÇİ

2-) Kavimlerinden hiç bahsedilmeyen NEBİ_ELÇİler

3-) Kendi ülkelerine NEBİ_ELÇİ  olanlar

4-) Kendi doğdukları kavme NEBİ_ELÇİ  olanlar

5-) Kendi kavimlerine değil de başka bir kavme gidip NEBİ_ELÇİ lik  görevi yapan NEBİ_ELÇİler

1-) Hz. Âdem’i hepimiz biliyoruz. İlk insan ve NEBİ_ELÇİ  dolayısıyla her hangi bir kavimden bahsetmek söz konusu olmaz.

2-) Yahya, Lokman, Zülkifl, Eyyub, Elyesa, KUR’AN da bu NEBİ_ELÇİlerle ilgili az ya da çok anlatı olsa da hangi kavme (kendi doğduğu kavme mi yoksa başka bir kavme mi gönderildi) NEBİ_ELÇİ  olduğu ile ilgili hiç açıklama yoktur.

3-) Davud ve oğlu Süleyman  kendi ülkelerinde padişahlık yapmış ve aynı anda NEBİ_ELÇİ  olan İki önemli şahsiyetlerdir.

4-) Kendi doğdukları kavimlere NEBİ_ELÇİ  olanlar:

a-) Hz. Musa anlatılarını Kur’an okuyan herkes bilir. Hatta bebekliğinden başlayarak Firavunun sarayında yetişmesi (annesinin emzirmesi) sonra oradan kaçışı sonra evlenmesi ve evlendikten 8-10 yıl sonra dönerken yolda NEBİ_ELÇİlik  verilmesini ve Firavunla mücadelesi ve denizden geçişi ve Firavunun denizde ölmesi hepimizin bildiği açık açık  ayetlerdir.

 b) Hz. Muhammed de kendi kavmine NEBİ_ELÇİ  olarak gelen NEBİ_ELÇİdir. Yalnız bu tebliğ görevini Medine’ye hicret ederek orada da yaptığı için gönderilen NEBİ_ELÇİler  statüsünde de yer alır. Yani Hz Muhammed bu yönlerden istisna bir NEBİ_ELÇİdir . Bir Sınıflama yaptığımız için iki kategoride de yer almaktadır.

HZ. NUH:

Araf suresi-59: Lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî

lekad                     : andolsun ki

ersel-nâ               : biz gönderdik

nûhan                  : Nuh’u

ilâ kavmi-hî         : kendi kavmine

Ayetlerin tamamı değil konu ile alakalı olan kısımdır.

Hud suresi 25 = ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî

ve lekad               : ve andolsun ki

erselnâ                : biz gönderdik

 nûhan                 : Nuh’u

 ilâ kavmi-hi        : kendi kavmine

Nuh suresi 1= İnnâ erselnâ nûhan ilâ kavmihî

İnnâ                      : muhakkak ki biz

Erselnâ                : biz gönderdik

Nûhan                  : Nuh

ilâ kavmi-hî         : kendi kavmine

Müminun suresi 23 = ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî

ve lekad               : ve andolsun

ersel-nâ               : biz gönderdik

nûhan                  : Nuh

ilâ kavmi-hi         : onun (kendi) kavmine

5-) Kendi kavmine değil de başka bir kavme gönderilen NEBİ_ELÇİler :

a-) Hz. Yusuf kendi doğduğu kavimde zaten babası NEBİ_ELÇİdir  ve çocukluğundan itibaren kuyuya atılması ve oradan saraya gelişi sonra hapis hayatı ve oradan da kurtuluşu detayları ile açıklanan ve uzunca hayatı tek bir surede anlatılan NEBİ_ELÇİdir.

b-) Hz. Lut ve İbrahim aynı kavimde doğmuş büyümüş sonra İbrahim’in ateşe atılmasının ardından ikisi de bu kavimden hicret etmiş sonrada başka bir Kavimde NEBİ_ELÇİlik yapmış NEBİ_ELÇİlerdir. Kur’an başka bir kavimde NEBİ_ELÇİlik yapanlar anlaşılsın diye o konuya başlarken gönderilen NEBİ_ELÇİ ler  kelimesini kullanır. Bu çok önemli bir DETAY dır. Çünkü gerçekten gönderilmişlerdir.

Saffat suresi 133 = ve inne lûtan le minel murselîn(murselîne).

ve inne                               : ve muhakkak

lûtan                                   : Lut

le                                         : elbette, gerçekten

min el murselîne               : gönderilen, gönderilmiş olan resûllerden

Bu ayetten de çok iyi anlıyoruz ki Allah ne zaman bir NEBİ_ELÇiyi  kendi kavmine değil de başka bir kavimde tebliğ görevi verdi ise O kavme gönderildiğini açık açık yazar. Bu detaydan yola çıkarak çok önemli olan konuları daha objektif inceleyecek ve karar vereceğiz.

HZ. İLYAS

Hz. İlyas da Kur’an’da fazla yer verilmediği halde gönderilen NEBİ_ELÇİler  olduğu anlaşılması açısından açıklanmıştır

Saffat suresi 123 = ve inne ilyâse le minel murselîn (murselîne).

ve inne                 : ve muhakkak

ilyâse                   : İlyas

le                          : elbette, mutlaka

min                       : den

el murselîne        : gönderilmiş olanlar,

Görüldüğü üzere Lut’un kavminden çıkarıldığını ve başka kavme NEBİ_ELÇİ  olduğunu bildiğimiz için bu ayetlerde de aynı Lut’a hitap edilen gibi İlyas’ın da gönderilen Resul_ELÇİler  olduğunu açıklamıştır ve aynı kelimeler kullanılmıştır. Yani Gönderilen Resul_ELÇİler  ifadesini kullanmıştır. Gönderilen Resul_ELÇİ  denmediği halde gönderilen Resul_ELÇiler  olduğunu mantıkla kabul ettiğimiz 3 Resul_ELÇİ daha vardır. Bunlar Hz. İbrahim’in oğulları İsmail, İshak ve Yakup NEBilerdir.. Çünkü Mekke’de NEBİ_ELÇİlik  yapan  Hz. Muhammed olduğunu biliyoruz. Yaşlılık döneminde İbrahim NEBİ_ELÇinin  Mekke’de olduğunu ve hac işlerini de yaptığını biliyoruz ve oğulları olan NEBİ_ELÇİlerinde Mekke’de NEBİ_ELÇİlik  yapmadığına göre onlarda başka başka kavimlerde tebliğ görevi yapmış olan gönderilen Resul_ELÇİlerdendirler.

HZ. YUNUS

Aynı İfadeyi yani gönderilen Resul_ELÇİ  İfadesini göreceğimiz Yunus NEBİ_ELÇİ  hakkında o kadar uydurma rivayetler vardır ki bunları bırakın internette anlatılan dini sitelerde artık Kur’an meal ve tefsirlerinde de çokça rastlarsınız. Rivayetlere göre Allah, Yunus’a NEBİ_ELÇİlik  görevi vermiş fakat güya Yunus Allah’a isyan etmiş ve kavminden kaçmış fakat Allah ona acımış sonra yeniden kavmine döndürmüş !     Ayetleri buraya taşıyarak hep beraber karar verelim mi?

Saffat suresi 139-) ve inne yûnuse le minel murselîn(murselîne).

ve inne                               : ve muhakkak

yûnuse                                : Yunus

le                                         : elbette, gerçekten

min el murselîne               : gönderilmiş resûllerden

Bakın sadece 139. ayetten bile Yunusun kendi kavmine değil de başka bir kavme gönderildiğini anlıyoruz Çünkü Lut’a ve İlyas’a hitabın aynı kelimelerini bu ayette de görüyorsunuz değil mi fakat ayetlerin devamını okuyalım ve bütününden bir çıkarım yapalım:

139-) Şüphesiz Yunus da gönderilen NEBİ_ELÇİlerdendir.

140-) Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı.

141-) Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı

142-) Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu

143-) Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi

144-) Muhakkak diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

145-) Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.

146-) Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.

147-148) Biz onu (Yunus’u) yüz bin veya daha çok insana  Resul_ELÇİ olarak gönderdik.

Yunusla ilgili anlatıya Yunus da gönderilen Resul_ELÇİlerdendir bilgisini vererek başlıyor ayetler. Kendi yaşadığı kavimden kaçışını sonra gemideki olaylar ve kurtarılması ve başka bir kavime Resul_ELÇİ oluşunu anlatan gayet açık ayetler olmasına rağmen hakkında epey rivayet uydurulan NEBİ_ELÇİlerden  biridir Yunus NEBİ_ELÇİ . Bir dini siteden en azından bir örnek alarak bu yanlışı göstermek istiyorum:

Örnek aldığım link: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3788

Yunus Aleyhisselam

Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahalisine gönderilen peygamber. Babası Metâ adında bir zât olup sâlih kimselerdendi. Yunus Aleyhisselam kendisini balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da anılmıştır. Yunus Aleyhisselam, Asur Devletinin başşehri ve önemli bir ticaret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Metâ ve annesi, Allah-u Teâlâ’ya dua edip, kendilerine bir erkek evlat ihsan etmesini dilediler. Cenâb-ı Hak onlara Yunus’u ihsan etti. Ancak Yunus Aleyhisselam ana rahmindeyken babası vefat etti. Annesi onun doğum ve çocukluğu sırasında birçok harikulade, olağanüstü haller gördü. Yunus Aleyhisselam Nineve’de büyüdü. Kavmi içinde emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak meşhur oldu.

Otuz yaşına gelince Nineve ahalisine peygamber olarak gönderildi. Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allah-u Teâlâ’ya iman ve ibadet etmeye dâvet etti. Kavmi ona iman etmedikleri gibi birçok eza ve cefada bulundular. Onunla alay ettiler. Fakat Yunus Aleyhisselam yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dine dâvet etti. Allah-u Teâlâ’nın azabıyla korkuttu. Fakat Nineve halkı, “Tek bir kişinin hatırı için azap inip herkesi yok edecekse müsaade et bu azap gelsin.” deyip alay ettiler.

Yunus Aleyhisselam kavminin küfürde ısrar etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı. Allah-u Teâlâ ona vahyedip; “Kullarımın arasından ayrılmakta acele ettin. Geri dön, kırk gün daha onları imana çağır. “ buyurdu. Yunus Aleyhisselam bu ilahi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dine dâvete devam etti. Otuz yedi gün aralarında kaldı. Kavmi yine inanmadı. Bunun üzerine Yunus Aleyhisselam “O halde üç güne kadar başınıza gelecek azabı bekleyin. Bunun alâmeti önce benizleriniz sararacaktır.” buyurdu ve ilahî bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.

      Çok uzun olan bu anlatıyı siteye girip okuyabilirsiniz devamını almadım sıkıcı olabilir diyerek fakat daha anlatının başı bile hatalarla ve Kur’an’a uymayan ifadelerle dolu bu kadar KUR’AN ayetleri ile zıt olan bu hikâyelerin kaynağı nedir bilmiyorum. Fakat tek bildiğim KUR’AN ayetlerinin doğruluğu ve Yunus NEBİ_ELÇİninde   Lut ve İlyas NEBİ_ELÇİ de olduğu gibi kavminden ayrılarak başka bir kavime Resul_ELÇİ  olarak gönderildi gerçeğidir.

HZ. İBRAHİM

Hz. İbrahim kıssaları Kur’an’da çokça yerde geçer ve önce doğduğu ve yaşadığı kavimdeki olaylar anlatılır. Bunun için bu anlatıların başına babasına ve kavmine İfadeleri vardır. Alt alta listelersek İbrahim ile ilgili anlatıları daha iyi anlama çalışırız umuyorum. İbrahim NEBİ_ELÇİnin  yaşadığı 3 kavmi ve Kur’an’ın anlatışını DETAY ları ile diğer bölümde incelemiş ve açıklamıştık. İbrahim de kendi kavmine değil başka bir kavme GÖNDERİLEN  Resul_ELÇİ  olduğu açıkçadır. Şimdi okuyucular şunu sorabilir:

Gönderilen Resul_ELÇİ  ifadesi vardı Lut da ve İlyas da ve Yunusta hani o zaman İbrahim NEBİ_ELÇİ de bu ifade nerde diyebilir.

1. kendi doğduğu ve yaşadığı olayların anlatıldığı bölümlerde babasına ve kavmine diye hitapla başlar ayetlere

2. Mekke’deki olayların anlatıldığı ayetler vardır ve biliyoruz ki İbrahim Resul_ELÇİ  Mekke’ye Resul_ELÇİ  olarak gönderilmemiştir.

3. Birde ateşe atılıp kurtulduktan sonra hicret ettiği kavim vardır ki İbrahim’in NEBİ_ELÇİlik  yaptığı, tebliğ yaptığı kavimdir orası. Ankebut 16 ve 17 ayetlerden anlıyoruz. Çünkü bu ayetler babasına ve kavmine diye başlamayan tek örnektir.

Ankebut suresi 16-) ve ibrâhîme iz kâle li kavmihî’budûllâhe vettekûh(vettekûhu), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).

ve ibrâhîme                                      : ve İbrâhîm

iz kâle                                                : demişti

li kavmi-hi                                         : kavmine

a’budûllâhe (a’budû allâhe)          : Allah’a kul olun

vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona karşı takva sahibi olun

zâlikum                                             : işte bu

hayrun                                               : daha hayırlı

lekum                                                : sizin için

in                                                        : eğer

kuntum                                             : siz oldunuz

ta’lemûne                                         : biliyorsunuz

Meali: İbrahim’i de. Hani kavmine demişti ki: Allah’a ibadet edin ve O’ndan sakının. Bilirseniz bu; sizin için daha hayırlıdır.

Şayet bu ayetler doğduğu ve yaşadığı kavimin olduğu ayetler olsaydı ayetin başında babasına ve kavmine diyerek başlardı. İbrahim NEBİ_ELÇİ  ile ilgili bütün ayetleri Listeleyin ve bu ayırımın farkına varacaksınız.

Enbiya suresi ayet: 52-) O vakit babasına ve kavmine dedi ki:

Şuara suresi: ayet 70-) O bir vakit babasına ve kavmine:

Zuhruf suresi ayet. 26-) Hani İbrahim babasına ve kavmine: “gerçekten ben, sizin taptığınız şeylerden uzağım.”

Enam suresi ayet: 74-) İbrahim, babası Azer’e demişti ki: “açık bir sapıklık içinde görüyorum”

Meryem suresi ayet: 42-) O, bir zaman babasına şöyle demişti: “faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun”

Peki, neden İbrahim NEBİ_ELÇİnin  anlatıldığı bölümler bu kadar karmaşık diyebilirsiniz. Aslında karmaşık değildir. Çünkü Kur’an’ı baştan sona okuyan insanlar şunu bilirler ya da düşünürler. NEBİ_ELÇİler   tebliğ için görevlendirilmiş ve görev bitince inanmayanlar helak olmuştur ve kavminden ayrılan NEBİ_ELÇİler   sonra ne yaptılar ile ilgili anlatıya hiç rasgelmezsiniz. Ölmediler ya, yaşamları başka yerlerde devam etti.

NEBİ_ELÇİler  kavme gönderilir tebliğ yapılır inanan inanır inanmayanlar helak olur ve inananlarla beraber oradan ayrılarak hayatlarına devam ederler.

ÖNEMLİ DETAY: Sadece İbrahim NEBİ_ELÇinin  tebliğ yaptıktan sonra kavmi helak olmuş fakat yaşlılık dönemi Mekke’nin duvarlarını yükseltmesi ve hac görevinin verilmesi anlatılmıştır. Yani kavimlerinin helâkinden sonra yaşamı anlatılan tek NEBİ_ELÇidir. Bunun içindir ki yaşamı 3 bölümde anlatılmış ve bunun içinde yaşamını 3 bölümde incelememiz gerekecektir. Ve Kur’an’da babasına ve kavmine diyerek başlayan ayetler sadece İbrahim kıssalarının çoğunda görülür her hangi bir karışıklığa sebep olmasın diye. Yoksa diğer NEBİ_ELÇİlerin  babası hayatta olmadığı için o NEBİ_ELÇİlere   böyle hitap edilmediği için değildir bu ince DETAY.

  Hz  İSA =  Konu ile  alakalı   bölümü  okuduğumuzda Hz Meryemin kavminden    başka  bir kavme  göç  etmesini  ve  oğlu büyüdükten  sonra ona  NEBİ_ELÇİlik   verilmesini  ve  Meryemin  kavmine  gönderilmesini  anlatmıştık.  İşte  bu  yüzden Hz  İsa da kendi  kavminde  değil  yani doğduğu  büyüdüğü   kavme değil ,annesinin  eskiden   yaşadığı  kavme  gönderilen  Resul_ELÇİdir .

   Ayrıca   bazı  NEBİ_ELÇİ   anlatılarında (  kardeşi )  ifadesi  vardır  ve bu  ifade  ile  bu  NEBİ_ELÇİlerin   yakın  bir   kavimden  o  kavme gelip  NEBİ_ELÇİlik   yaptığını   ve  (gönderilen  Resul_ELÇİler)   kategorisinde  olduğunu  düşünüyorum .

HZ. SALİH:

Araf suresi 73 = Ve ilâ semûde ehâhum sâlihan kâle yâ kavmi

ve ilâ semûde     : ve Semud’a

ehâ-hum             : onların kardeşi

sâlihan                 : Salih

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

Hud suresi 71 = ve ilâ semûde ehâhum sâlihâ(sâlihan), kâle yâ kavmi

ve ilâ semûde     : ve Semud kavmine

ehâ-hum             : onların kardeşi

sâlihan                 : Salih

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

neml suresi 45 = ve lekad erselnâ ilâ semûde ehâhum sâlihan

ve lekad               : ve andolsun

erselnâ                : biz gönderdik

ilâ                         :…e

semûde               : Semud kavmi

ehâ-hum             : onların kardeşi

sâlihan                 : Salih

Kardeşleri ifadesi  ile  ”gönderilen  Resul_ELÇİler ”  olduğunu  anladığım ayetlerden  biride   Araf  suresi 77  deki   ifadedir.

       Araf 77  :   Artık  deveyi  sinirlendirdiler,Rablerinin emrine karşı serkeşlik  ettiler   alaylı  söz ile  (  Salih eğer   gönderilen  Resul_ELÇilerden  )  isen bize tehdit  ettiğin  azabı  getir  bakalım) dediler

HZ. ŞUAYB:

Araf Suresi 85 = ve ilâ medyene ehâhum şuaybâ kâle yâ kavmi

ve ilâ medyene : ve Medyen’e

ehâ-hum             : onların kardeşi

şuaybâ                 : Şuayb

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

Hud Suresi 84 = Ve ilâ medyene ehâhum şuaybâ(şuayben), kâle yâ kavmi

ve ilâ medyene : ve Medyen kavmine

ehâ-hum             : onların kardeşi

şuayben               : Şuayb

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

Ankebut Suresi 36 = ve ilâ medyene ehâhum şuayben fe kâle yâ kavmi

ve ilâ medyene : ve Medyen’e

ehâ-hum             : onların kardeşi

şuayben               : Şuayb

fe                          : o zaman

kâle                      : dedi

yâ                         : ey

kavmi                   : kavmim

HZ: HUD:

Araf suresi 65 = Ve ilâ âdin ehâhum hûdâ(hûden), kâle yâ kavmi

ve ilâ âdin           : ve Ad (kavmine)’a

ehâ-hum             : onların kardeşi

hûden                  : Hud

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

Hud Suresi 50 = ve ilâ âdin ehâhum hûdâ(hûden), kâle yâ kavmi

ve ilâ âdin           : ve Ad (kavmine)’a

ehâ-hum             : onların kardeşi

hûden                  : Hud

kâle                      : dedi

yâ kavmi              : ey kavmim

Ankebut suresi 36 = Vezkur ehâ âd(âdin), iz enzere kavmehu bil ahkâfi

vezkur                  : ve zikret, hatırla

ehâ                       : kardeşini

âdin                      : Ad’in

iz enzere              : uyardığı zaman

kavme-hu            : kavmini

bi el ahkâfi          : Ahkâf’taki

          .

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s