13. BÖLÜM MUSA VE ÂLİM KUL KISSASI VE OLAYIN İÇ YÜZÜ

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

Hızır diyerek anlatılan bu Kıssanın yanlış anlaşılması ve Hz. İbrahim, kurban olayına DELİL getirmeye çalışanların ve hatta daha ileri giderek Hızır’ın aslında melek olduğu iddiası ve zaman yolcusu gibi aynı zamanda bir kaç mekânda olabilen insanüstü bir varlık anlatıları hakkında Kur’an’ın gerçek anlatısını anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Lakin konu ile ilgili ayetleri asmamız ve Kur’an’da bir HÜKÜM ayeti hatırlatmamız gerekiyor.

(Bir MASUM u öldürmek bütün İnsanlığı öldürmekle eşdeğerdir)

KEHF 65: Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik..

KEHF 66: Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi.

KEHF 67: O, sen dedi, benimle beraber bulunmaya dayanamazsın.

KEHF 68: İç yüzünü kavramana imkân olmayan bir şeye nasıl sabredebilirsin ki?

KEHF 69: Mûsâ, Allah dilerse dedi, görürsün, sabredeceğim ve hiçbir hususta sana isyan etmeyeceğim.

KEHF 70: (O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.

KEHF 71: Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.

KEHF 72: O zât, demedim mi dedi, gerçekten de sen, benimle beraber bulunmaya dayanamazsın.

KEHF 73: Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.

KEHF 74Yine yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıyla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

KEHF 75: Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.

KEHF 76: Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.

KEHF 77: Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.

KEHF 78: Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”

KEHF 79: “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”

KEHF 80: “Delikanlıya gelince, anası babası mümin insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”

KEHF 81: Böylece, Rabbinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.”

KEHF 82: Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi isteğim ile yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”

Yüzyıllardır bu kıssada adı geçen Musa’nın Nebi=Elçi   Musa olduğu sanılmış ve olaylar bu kurguda anlatılmıştır. Lakin bu Musa bildiğimiz Nebi Musa olmasına bazı DELİLler neticesinde imkân ihtimali yoktur.

Firavunun ülkesinden bir adamı (kazara) öldürdüğü için ve KISAS yapılma ihtimaline karşı ülkesini terk eden Hz. Musa değil midir? Şayet bu olay o sıralar gelişmişse zaten KISAS yüzünden ülkesinden kaçmak zorunda olan bir Musa nasıl olur da hiç tanımadığı bu adam (güya MASUM çocuk) öldürecek de ve onunla beraber yolculuk edip başka beldeye gidecek? Yolda yakalanırsa bir katille beraber olduğu için onunla yargılanma korkusu çekmedi mi? Firavunun ülkesinden neden kaçtı o zaman? KISAS korkusu ile kaçmasının ne anlamı kaldı? Şayet bu olay Nebilik verildikten sonra gerçekleştiyse kendi kavminde görevli iken neden hiç tanımadığı bir beldeye gidip hiç tanımadığı bir adama tabii olsun, hatta bu adam (masum birini öldürse) neden itiraz etmez de onunla başka beldeye gider? Bir Nebiye bu davranış yakışır mı?

Oysa bu Musa Nebi-elçi  Musa ile sadece isim benzerliği olan herhangi bir tarihi kişiliktir. Allah olayları muhatabının gözü ile anlattığı için bu kıssayı okurken ve anlamaya çalışırken bu konuya dikkat edin. Bu Musa o beldenin yabancısıdır. Orada olan olaylardan haberi olmadığı gibi tabi olduğu KULun bir  Nebi-Elçi  ve oranın YASAları uygulayan bir yönetici olduğunu da bilmemekte idi.

Yüzyıllardır bazı zihniyetler “yola çıkıldığında öldürülen kişiyi“ (ÇOCUK) olarak çevirmiş oysa ayeti gerçekten dikkatli okusa ayet KISAStan bahsetmektedir. “Bir cana karşılık bir can” diyerek yüzyıllardır çocuklara ASLA KISAS yapılmadığını bilmemekte midirler? Çocuklara KISAS yapılmadığı bilinen bir toplumda KISAStan bahsedildiğine göre öldürülen bu kişi GENÇ bir DELİKANLIdır. Yalnız bu MUSA oranın yabancısıdır ve tabi olduğu bu adamın KISAS yaptığını bilmemekte ve bunun için sadece soru sormaktadır. Oysa ÂLİM KUL bu şehirde YASAları uygulayan bir YASA adamıdır, yani halkın seçtiği adaletli bir yöneticidir. İleriki ayetlerde “ben bu işimi kendiliğimden yapmadım” demesi de genelde Nebi-Elçi  olduğu için Allah’tan gelen vahy ile olduğu söylenmekte lakin olayların bir kısmı vahy ile bir kısmı da YASAları uyguladığı için kendi nefsi ile değil YASAların verdiği zaruretle gerçekleştirmiştir.

Olaya böyle bakmayanlar sanki o BELDE bir TEKSAS şehri gibi olayı düşünmektedirler. O belde de adamın biri gelecek gemiyi delecek ve güya MASUM bir çocuğu öldürecek de o beldedekiler hiç ses çıkarmayacak, böyle bir şey olabilir mi? Adamı anında yakalarlar ve LİNÇ ederler. Lakin o bir YASA uygulayıcı olduğu için gemi olayında da geminin yanındakilere gidip olayı anlatmış ve gemide zaten onarılacak bölgeyi göstererek bunun tamir edilmesini isteyerek (delmiş) ve zaman kazanmak istemiş lakin Musa olayın içinde olmadığı için gemiyi neden deldiğini merak edip soru sormuştur. Sonra O delikanlı da üzerine KISAS farz olmalı ki o öldürülünce yine Musa olayın iç yüzünü bilmediği için kısas olmadan mı öldürdün demiştir. Yani Musa’nın olayın iç yüzünü bilmiyor olması o olayın öyle olduğunun kanıtı değildir. Olaylara hep Musa’nın gözünden bakarak anlamanızı daha öncede uyarmıştım.

Yine ayetlere dikkat edersek ilk BELDE de çok tanıdık olan ÂLİM KUL diğer gittikleri BELDEde yabancıdırlar ve kimse tanımadığı için yemek istedikleri halde halk onları misafir olarak kabul etmedi. Zaten Musa’nın da iki BELDEde yabancı olduğunu ve olayların iç yüzünü bilmeden sorular sorduğunu ve Kur’an’ın bu Musa’nın gözü ile olayı anlattığını hep hatırlatmak zorundayım.

Buraya kadar anlatılanları anlamaya çalışanlar ayetlerin sonunda olayların iç yüzünün anlatıldığı sözlerde bir MANTIK hatası yaptıkları için sanki ayetin sonunda biz (o delikanlıyı annesini ve babasını azdırmaya kalkacağı için öldürdük) denmiş zannediyor ve bu bakış açısı ile olayları anlatılıyor ama Kur’an’da ÂLİM KUL asla (Ben şu sebepten delikanlıyı öldürdüm ) demiyor. Çünkü Âlim Kul O BELDE de YASAları uygulamakla görevli olduğu için ve o GENÇ DELİKANLI büyük olasılıkla  Allah’a savaş açmış ve bu uğurda bir kaç kişiyi öldürmüş ve üzerine kısas FARZ olduğu için ve YASALAR buna karar verdiği için HALK adına ailesine bir temennide bulunmaktadır. ÂLİM KULun söze çoğul olarak “Korktuk” sözcüğü ile başlaması halkı adına konuştuğu içindir ve yakalanınca delikanlıya KISAS uygulanacağı için halkı ailesi adına korkmakta ve onları da Allah’a isyan ettirmeye çalışacaklarından korkmakta ve delikanlı öleceği için Allah’ın o aileye iyi huylu başka bir çocuk nasip etmesini temenni etmektedir. Yani halkı adına bir temennide bulunulan bu sözler delikanlının öldürülme sebebi değildir. Yine büyük ihtimal KISAS uygulandığı açıklanmış ve bu sözlerin ardından bir temennide bulunulmuştur. Kur’an sadece bu konuşmanın bir bölümünü kitaba almış ve temenni sözcüklerini anlatmaktadır.

Allah’ın hükmünde ve sünnetinde (sünnetullah) asla değişiklik olmamış ve asla ne MASUM biri ne de bir ÇOCUK öldürülmüştür. Ölen insan MASUM değil bir KATİLdir, lakin Musa bunu bilmemektedir. Ayetlerde KISAStan bahsedildiği için ve yüzyıllardır çocuklara KISAS yapılmadığı içinde ayetlerde öldürülen çocuk değil üzerine KISAS farz olmuş bir GENÇ DELİKANlıdır.

ALLAH’IN SÜNNETİNDE (Sünnetullah) ASLA DEĞİŞİKLİK BULAMAZSINIZ…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s