12. BÖLÜM HZ. İBRAHİM KISSALARI

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

İbrahim ve Lut aynı kavimde doğmuş, büyümüş ve gençlik yıllarında İbrahim’in ateşe atılma olayının ardından ikisi de o kavimden hicret etmiş, başka diyarlara gitmiş, sonraki yıllarda da hem İbrahim’e hem de Lut’a ayrı ayrı yerlerde Nebi-Elçilik  verilmiş iki önemli Nebi  ve Kur’an’ın anlattığı iki şahsiyettir.

Oysa Rivayetlere ve yaygın inanışa bakarsanız, İbrahim ateşe atılmadan kavmine Nebi-Elçilik görevi yapılması istenmiş ve ateşe atılırken de Nebi  olan bir zattır. Lakin Kur’an’da, İbrahim’in kendi doğduğu kavme Nebi-Elçi olduğuna dair hiç bir bilgi ve anlatı yoktur. Bu kanıya Kur’an’ı yine Kur’an ile tefsir yaparken anlıyoruz. Nasıl ve niçinini tabii ki açıklayacağım ayrıca yazımda Nebi-Elçimiz İbrahim’e neden saygı ifadesi ile Hz. İbrahim olarak yazmıyor da İbrahim diye adla belirtiyorum diye soracak olursanız bunu saygısızlıktan değil anlam kargaşası olmamasından kaynaklandığını anlayacaksınız.  Bu zamandan geriye doğru bahsettiğimiz için Hz. İbrahim diye bahsettiğimiz anda İbrahim’in gençlik dönemini de anlattığımız zaman sanki İbrahim gençliğinde de Nebi-Elçi gibi algılanıyor. Oysa Hz. Musa’nın gençliğindeki olayları da anlatır Kur’an fakat Musa da gençliğinde Nebi değildir, İbrahim de gençlik yıllarında Nebi  değildir. Bu kısa hatırlatmayı yaparak araştırmamıza başlıyoruz. İbrahim ile ilgili ayetleri tek tek listelerseniz karşınıza kendi doğduğu, büyüdüğü kavimde geçen olaylarla bir de hicret ettiği ve peygamberlik yaptığı kavimde geçen olayların anlatıldığı ve ayrıca Mekke’ye gidip Kâbe’yi inşa ettiği ve hac görevini düzenlediği dönemlerin anlatıldığı ayetlerle karşılaşırsınız. O zamanda bizim yapmamız gereken şey Hz. İbrahim’in hayatını 3 kısımda incelemek olmalıdır.

İbrahim’in gençlik yıllarında putlara karşı savaşı ve Allah’ı arayan, etrafını, gökyüzünü ve olayları gözlemleyen ve içinde gerçek Tanrıya ulaşmayı dileyen bir yapı olduğunu gözlemleyeceksiniz. Şimdi İbrahim’in hayatının uzun bir bölümünün geçtiği üç ayrı kavmi ve olayları ve DETAY ları ayrı ayrı KUR’AN ayetleri ile inceleyelim:

1. KISIM Kendi doğduğu kavimde geçen olaylar:  En önemli DETAY Allah Kur’an’da İbrahim’in doğduğu yerdeki olayların anlatıldığı ayetlerin diğer kavimlerde geçen olaylarla karışmasını önlemek amaçlı ayetlerin başına ya babasına ya da “babasına ve kavmine” diyerek başlamıştır.

Enam suresi ayet: 74-) İbrahim, babası Azer’e demişti ki: «sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum».

 

Meryem suresi ayet: 42 -) O, bir zaman babasına şöyle demişti: «Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?»

 

Enbiya suresi ayet:52-) O vakit babasına ve kavmine dedi ki: «Başına toplanıp durduğunuz şu putlar nedir?»

 

Şuara suresi: ayet 70-) O bir vakit babasına ve kavmine: «Siz neye tapıyorsunuz?» dedi.

 

Zuhruf suresi ayet. 26-) Hani İbrahim babasına ve kavmine: «Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.

Şayet bu ayetlerde babasına ve kavmine diyerek başlamasaydı. Yani İbrahim kavmine seslendi diye başlasaydı tamamen anlam kargaşası olacak ve hayatında geçen 3 ayrı evreyi ve olayları tamamen biri birine karıştıracaktık. (nitekim rivayetçiler tamamen karıştırmışlardır) O zamanda Rivayetçiler haklı çıkacak bak gördün mü Allah kavmine Nebi-elçi olarak  göndermiş İbrahim’i diyecek ve haklı konuma geçeceklerdi.

Şimdi babasına ve kavmine diyerek başladığı ayetleri tamamen incelersek İbrahim’in kavminle putlar ile ilgili çekiştiğini fakat hiç bir yerde ben sizin için emin bir Nebiyim  ya da bu iş için sizden hiç bir ücret istemiyorum diyerek tebliğ yaptığı ile ilgili tek söze rastlamayız. Peki, Allah, İbrahim’i babasının kavmine Nebi  olarak gönderdiğini bildiremez miydi ayetlerde? Ayrıca diğer Nebi-Elçi  kıssalarının çoğunda kavmine seslenir Nebiler ve  ben sizin için emin bir Nebiyim der ve bana uyun der.

Şuara suresi 106-) Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: «Siz Allah’tan korkmaz mısınız?»

 

Şuara suresi 107-)«Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

           + + + + +

Şuara suresi 124-) Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: «Siz Allah’tan korkmaz mısınız?

 

Şuara suresi 125-) «Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Elçiyim.

 

Şuara suresi 126-) «Gelin artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.»

 

Şuara suresi 127-) «Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.»

         + + + +  +

Şuara suresi 142-) Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: «Siz Allah’tan korkmaz mısınız?»

 

Şuara suresi 143-) «Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir Elçiyim.»

 

Şuara sursi 144-) «Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.»

 

Şuara suresi 145-)«Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.»

        + + + + +

Şuara suresi 161-) Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: «Siz Allah’tan korkmaz mısınız?»

 

Şuara suresi 162-)Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir Nebiyim.»

 

Şuara suresi 163-)«Gelin artık, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.»

 

Şuara suresi 164-)«Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum.  Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.»

       + +  +  +  + +

Şuara suresi 176-) Eyke halkı da Nebi-Elçileri   yalancılıkla itham etti

 

Şuara suresi 177-) Hani Şuayb onlara şöyle demişti: «Siz Allah’tan korkmaz mısınız?»

 

Şuara suresi 178-) «Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

 

Şuara suresi 179-) «Gelin, Allah’tan korkun ve bana itaat edin.»

 

Şuara suresi 180-)«Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir.»

           + + +  + +

Yine İbrahim babasına ve kavmine seslenebilir ben sizin için emin bir Nebi-Elçiyim  diyebilir ya da Allah ben onu babasına ve kavmine Nebi olarak gönderdim diyebilirdi. Fakat zaten İbrahim kendi babasının kavmine Nebi  olarak gönderilmemiştir. Peki, bu kadar tefsircileri ve rivayetçileri İbrahim’in babasının kavmine Nebi-Elçi  olduğunu inandıracak şey ne idi?

Ankebut suresi 26. idi tabiî ki: Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).

fe: böylece, bunun üzerine, bundan sonra

âmene: – inandı – iman etti

lehu: ona

lûtun: Lut

ve kâle: ve dedi

innî: muhakkak ben

muhâcirun: hicret edenim, hicret edecek olanım

ilâ rabbî: Rabbime

innehu: çünkü o, muhakkak o

huve: o

el azîzu: azîz, güçlü ve üstün

el hakîmu: hüküm ve hikmet sahibi

Bakın şimdi mukayese olması açısından iki farklı meali buraya alacağım biri iman etti almış mealine diğeri inandı olarak almış mealine âmene kelimesini

Diyanet İşleri (eski)

Bunun üzerine Lut ona İNANDI ve İbrahim ‘Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hâkim’dir’ dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2)

Bunun üzerine ona sadece Lut İMAN ETTİ (İbrahim) de dedi ki: Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.»

Şimdi iman etti manasını almış kimi tefsir ve rivayetçiler kavmine tebliğ yaptı İbrahim ve içlerinden sadece Lut iman etti demek ki İbrahim Nebi-elçi idi  ve Lut ta ona iman etti.

Bu anlamı ile sizi destekleyen diğer ayetlere bakmanız gerekir. İbrahim’in Nebi-Elçi olduğunu   tebliğ eden bir ayet var mı Kur’an’da yok demek ki iman etti anlamını değil İNANDI anlamını almanız gerekir. Yani İbrahim kavmi ile ve babası ile putlar hakkında çekişir ve Lut İbrahim’in sözlerine inanmıştır. İnandı sözünü alıp da İMAN etti demek ki İbrahim Nebi-Elçi idi diyerek almak mümkün değildir.

 

.

 

 

     İbrahim aklı ile gökleri, yıldızları, güneşi, çevresini ve doğadaki olayları gözlemleyerek Allah’ı yani bir yaratıcıyı aramış ve Allah’ın her şeyin yaratıcısı olduğunu anlamış ve kavminde herkes Putlara taparken ya da putları ve gökyüzündeki bazı varlıkları aracı olarak kullanırken o Tanrının her şeyden ARİ olduğunu anlamış ve putların hiç bir şeye yaramadığını kavmine ve babasına ve çevresindeki insanlara anlatmış fakat kavminde sadece ona Lut inanmıştır. Lut’un İMAN etmesini; Allah’a inanması ve putların bir yarar sağlamadığına inanması İbrahim’in nebi-Elçi  olduğunu kanıtlayan kelime değildir ve bu yanlış inanç doğrultusunda bir kıyamet anlatı ve rivayetler oluşmuş ve gerçek ile uydurma maalesef biri birine karıştırılmıştır. Peki, İbrahim ne zaman Nebi  olmuş   nerde   Nebi-Elçilik yapmıştır?

İbrahim kendi doğduğu kavimde değil ateşe atıldıktan sonra hicret ettiği kavme Nebi-Elçi  olarak gönderilmiştir. Hem de o kavme gittikten yıllar sonra Tebliğ  emri verilmiştir. Bunu da sırası geldikçe anlatacak ve gerçeklere şahit olacaksınız ve gerçekleri gördükçe yüzyıllardır Hz. İbrahim’e nasıl iftira atıldığını bütün gerçekliği ile görecek ve üzerinde yüzlerce yıl konuşulacak bir konunun önderi olarak İbrahim hakkındaki bütün yalan yanlış rivayetlerin atılarak sadece Kur’an’ın anlatısına uygun anlatıların yeryüzünde yüzlerce yıl kalacağını düşünerek İbrahim nasıl Aklı ile Allah’ı bulduysa bizde akıl ve Kur’an’ın anlatımına dayanarak gördüğümüz gerçeklere inanacağımıza ve okuyucularında bu kesin gerçekleri görerek ve ayetleri karşılaştırarak gerçek doğruya ulaşacaklarını umuyor ve kalpten diliyorum.

Ayrıca İbrahim, babasının kavmine Nebi  olarak gönderildiyse neden o zaman Nebi-Elçiliği  bırakarak ben hicret edeceğim deyip o kavimden ayrılıyor, Nebi-Elçiliği kime bıraktı? O kavminden Lut ile beraber çıkarıldığına göre kavmine ne olduğu ile ilgili anlatı nerede?

Yoksa Allah şöylemi demiştir: –İbrahim babanın kavmi olmadı hadi ikinci bir kavime de gönderelim seni orada Nebi-elçiliğe devam et Mekke’de görevlendirilip Kâbe’nin duvarlarını yükseltmesini ve uzun yıllar hac işlerini düzenlediğini düşünürsek İbrahim Mekke’ye de mi nebi  olarak gönderilmiştir? İşte İbrahim’in yaşamını 3 bölümde, incelememizin ve ayırmamızın sebebi olayların akışını düzenlemekten ve anlam bütünlüklerini bir arada tutmamızın sebeplerinden olduğunu göreceksiniz.

İbrahim Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratan zata çevirdim dedikten sonra işe yaramayan putlardan kurtulmayı denemiş ve onları kırmış fakat toplum düzenini bozduğu için kavminin hâkimleri tarafından cezalandırılmak üzere tutuklanmış, mahkûm olmuş ve ölüm cezası almış ve bu ölüm cezasının şekli ateşe atılarak yakılma olarak belirlenmiş fakat ateşten kurtulduktan sonra hicret edeceğim diyerek kavminden Lut ile beraber başka ülkeye kaçmıştır. Çünkü ülkesinde ölüm cezası almış bir mahkûmdur.

Ateşe atılma konusunda da hiç bir detay vermeyen Kur’an, İbrahim’in ateşten nasıl kurtulduğu ile ilgili sadece ateşe serin ol dedik diye bildirdiği halde rivayetçiler hiç boş durmamış onlarca senaryo uydurmuşlardır. Mancınıkla ateşe atılmasından tutunda Cebrail’in gelip de İbrahim ateşe düşerken konuşmalarına sanki şahit olmuşlarda! Güya ateş suya, odunlarda balığa dönüşmüş!!!

Bazılarına göre de gül bahçesine dönüşmüş ateş! Bu hikâye ve rivayetler camilerde anlatılmış Kur’an’ı okumayan, araştırmayan insanlar tarafından da gerçek olarak algılanmıştır. Bırakın araştırmayan insanları asıl acı olan yanı araştıran insanlar ve ilahiyatçılar bile bu rivayetlerin doğruluğuna inanmış ve yüzlerce yıldır aktarmışlardır.

Bu rivayetler sadece Müslümanlar tarafından değil, Hristiyanlar ve Yahudiler tarafından da uydurulmuş türlü dedikodular yapılarak İbrahim hakkında boş yere çene çalınmıştır.

Ali İmran suresi 65-) Ey kendilerine kitap verilenler, niçin İbrahim hakkında tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat ve İncil ancak ondan sonra indirildi. Bunu da mı kavrayamıyorsunuz?

 

Ali İmran suresi 66-) İşte siz böylesiniz. Haydi, biraz bilginiz olan şey hakkında, tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.

İbrahim’in babası ve kavmine anlatısı, putların kırılması sonra ateşe atılması ve oradan kaçışını anlatan en uzun ayetlerden birkaçı enbiya suresindedir.

Enbiya suresi

52- O zaman o, babasına ve kavmine: «Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?» demişti.

53- Onlar: «Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk» dediler.

54- İbrahim: «And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz» dedi.

55- Onlar: «Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?» dediler.

56- İbrahim: “Doğrusu, Rabbiniz o göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıştır ve ben buna şehadet edenlerdenim

57- Vallahi siz dönüp gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım!” dedi.

58- Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı ki belki ona müracaat ederler.

59- “Bunu bizim tanrılarımıza kim yapmış? Muhakkak o zalimlerden biridir.” dediler.

60- (Aralarında): “İbrahim adında bir delikanlının, bunlara dil uzattığını duymuştuk;

61- Hadi onu halkın gözleri önüne getirin, belki (onlar da aleyhinde) şehadet ederler.” dediler.

62- Dediler ki: “Sen mi yaptın bunu tanrılarımıza ey İbrahim?”

63- (İbrahim): “Belki onu şu büyükleri yapmıştır; sorun bakalım onlara, eğer söyleyebilirlerse” dedi.

64- Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: “Doğrusu siz haksızsınız!” dediler.

65- Sonra tepeleri üstü ters döndüler: “Sen gerçekten bunların konuşmadığını bilirsin.” dediler.

66- (İbrahim) dedi: “O halde Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?

67- Yuh size ve Allah’ tan başka taptıklarınıza! Hala akıllanmayacak mısınız!” dedi.

68- (Onlar): “Siz bunu yakın da tanrılarınızın öcünü alın, eğer bir şey yapacaksanız!” dediler.

69- Biz: “Ey ateş, İbrahim’e serin ve zararsız ol!” dedik.

70- O’na bir dolap kurmak istediler, fakat Biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

71- Onu Lut ile beraber kurtarıp içinde âlemlere bereketler verdiğimiz yere çıkardık.

İbrahim Tanrı hakkında konuşmalar yapıyor, putlar hakkında konuşma yapıyor kavminde fakat Nebi-Elçiliği ifade eden tek söz yok gördüğümüz kadarı ile. Ayrıca yine enbiya suresi 60 dan anladığımız kavmi diyor ki: İbrahim adında bir gencin putlar hakkında dil uzattığını gördük. Yani İbrahim adında birinin Nebi-Elçilik iddiasında bulunduğu ve bunun için bu işi yaptığını ifade eden tek söz yok.

İbrahim’in sözlerinde de ben sizin için emin bir Nebiyim bana uyun diyen en ufak bir ifade yok. Sebebi gayet açık Çünkü İbrahim doğduğu ve yaşadığı babasının kavmine Nebi-Elçi  olarak gönderilmemiştir.

Ayrıca Şuara suresinde de uzunca bahsedilmiştir:

69-Onlara İbrahim’in kıssasını da oku!

70-O bir vakit babasına ve kavmine: “Siz neye tapıyorsunuz?” dedi.

71-“Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız.” dediler.

72-(İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi;

73-veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?”

74-“Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk.” dediler.

75-76-(İbrahim) dedi ki: “Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?

77-Onların hepsi benim düşmanımdır; âlemlerin Rabbi hariç;

78-O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir;

79-O ki, beni yedirir, içirir.

 80-Hastalandığım zaman O bana şifa verir.

 81-O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir.

 82-Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim.

 83-Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!”

 84-“Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle!

 85-Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle!

 86-Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir.

Saffat suresi de kanıttır bu iddialara:

85 Babasına ve kavmine şöyle dedi: “Siz nelere tapıyorsunuz?

86-Yalancılık etmek için mi Allah’tan başka ilahlar istiyorsunuz?

87-Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?”

88-Derken yıldızlara bir göz attı:

89-“Ben hastayım” dedi.

90-O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.

91-Derken bir kurnazlıkta onların ilahlarına vardı da “Buyursanıza, yemez misiniz?” dedi.

92 -93-“Neyiniz var konuşmuyorsunuz?” diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

94-Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yöneldiler.

95-“A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.

96-Hâlbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı.

97-“Haydi, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın!” dediler.

98-Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de tuttuk kendilerini daha alçak (bir duruma) düşürdük.

99-Bir de dedi ki: “Ben Rabbime gidiyorum, O bana yolunu gösterir

Gördüğümüz üzere babasına ve kavmine diye söze başladığı ayetlerin hiç birinde  Nebi-Elçiliğini ilan eden tek söze rastlayamıyoruz.

Yine Zuhruf suresinde de kısada olsa konu tekrarlanır:

26-Bir vakit İbrahim, babasına ve kavmine: “Haberiniz olsun, ben o sizin taptıklarınızdan beriyim.

27-O beni yaratan başka. O beni doğru yola iletecektir.” dedi.

28-O, bu sözü, soyu arasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.

2. KISIM:   Nebi-Elçilik  Yaptığı Kavim:

Kendi kavminden hicret eden İbrahim ve Lut başka bir ülkeye gitmişler ve uzun yıllar geçirdikten sonra ikisine de aynı dönemde fakat farklı kavimlerde Nebi-Elçilik görevi verilmiştir. Başka ülkeye giden insanların önce bir iş bulup çalışması ve bir yer edinmesi ve evlenip çoluk çocuğa karışması gerekir.

İbrahim hicret ettiği ülkede ne yaptı ne yedi içti hiç düşündünüz mü? Rivayetçiler düşünmüş tabiî ki kimi İbrahim’in çobanlık yaptığını söylemiş kimi sütçülük yaptığını iddia etmiş. Benim düşüncem ise İbrahim’in uzun yıllar taş ve duvar ustalarının yanında çalıştığı ve sonra oğlu İsmail’in de büyüyüp çalışmaya başladığında babasına yardım ettiği ve onunda duvar ustalığını öğrendiği yolundadır. Beni bu düşünceye iten önemli sebep ise uzun yıllar sonra Kâbe’yi inşa etmesinin Allah tarafından istenmesidir. Uzun yıllar çobanlık ya da sütçülük yapmış olan, harç yapmasını bilmeyen ve duvar örmesini bilmeyen birinin böyle muazzam bir yapıyı İnşa edeceğini düşünemiyorum.

Kur’an’ı açıklamak adına milyonlarca rivayet uyduran insanların anlattığı rivayetleri de tarihi belge olarak alan İlahiyatçılar bence tarihin gerçeklerini istemeden de olsa gizlemeye çalışmışlardır.

İnsanlar yüzlerce yıldır olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmışlar hem tarihi saptırmışlar hem de Kur’an ayetlerinin farklı yorumlanmasına sebep olmuşlardır.

Fakat bu işi gerçekten hayal gücü ile yaptıkları için uydurdukları şeyler yüzlerce yıldır doğru imiş gibi nesilden nesile aktarılmışlardır. Sanırım bize düşün görevde ayıkla pirincin taşını olacaktır.

Allah’tan Kur’an var, Allah’tan hakikatler her zaman su yüzüne çıkacak bir yapıdadır.

Yine rivayetlere göre İbrahim, güya karısı Sare’yi ve Lut’u alarak kavminden ayrılmış. Oysa Kur’an’da Enbiya suresi 71 de bize bildirilen şudur:

Onu da, Lut’u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

Örneğin Lut kıssalarında Lut’un kavmi helak olurken karısının da geri kalanlardan olduğunu bildirir Kur’an şayet İbrahim ve Lut’u oradan çıkarıp karısını da çıkarsaydı bildirmez miydi? Rivayetçiler yanında idi ya İbrahim’in onlar daha iyi biliyor! Allah anlatmaktan aciz kalmış!!! Allah’ım sen bu uydurmacıları ve rivayet adı altında dine uydurma sokanları bildiğin gibi yap.

Ben, İbrahim’in kavminde genç bir delikanlı olduğunu KUR’AN anlatısından biliyorum ve babası ile putlar konusunda anlaşamadığını da biliyorum ve babasının da her halde ben seni taşlarım, uzun müddet benimle görüşme dediğini de Meryem suresi 46 dan biliyorum. Bu açıdan bakınca İbrahim’in babasından ayrılıp bir müddet akrabalarında kalabileceğini düşündüğüm gibi bu halde evli olduğunu bildiren hiç bir ayete de rast gelmedim.

Yine rivayetleri araştırdığım da güya Sare ile başka ülkeye gitmiş ve O ülkenin hükümdarı Sare’yi görmüş ve yanlarına gelip Sare için kim bu demiş ve İbrahim de bu benim kardeşimdir demiş!!!

İbrahim hem yalan söylüyor hem de karısı için kardeşim mi diyor?  Yuh artık. Böyle bir rivayet olabilir mi? Bu hikâyeleri, bu palavraları sanki o anda İbrahim’in yanında imiş gibi anlatanlar kim?

Bu hikâyenin bariz yalan olduğu belli değil mi? Bu palavraları yazan, anlatan ve inanan kim? O anda İbrahim’in yanında mıydın? Ya da Kur’an’da yazıyor da biz mi görmedik diye sormak hiç bir İlahiyatçının aklına gelmez mi?

Kur’an’ın anlatımıyla İbrahim ve Lut doğup büyüdükleri kavimden ayrılırlar. Başka bir ülkeye giderler ve yine Kur’an’dan anladığımız ikisi de farklı kavimlere yerleşirler ve büyük bir ihtimalle bir iş tutarlar ve bir müddet sonrada evlenip çoluk çocuğa karışırlar. İbrahim gittiği ve yerleştiği kavimde de uzun yıllar Nebi-Elçi  değildir. İbrahim Allahtan bir erkek çocuk niyaz eder ve Allah da duasını kabul edip ona İsmail’i bahşeder. Yine rivayetlerde İbrahim ile anlatılanlara göre Sare kısırmış ve ona Hacer diye bir cariye kadını ayarlamış İbrahim’e çocuk doğursun diye ve doğan İsmail Hacer’denmiş!

Aman Allah’ım bu yalanlardan sana sığınırım. Bu nasıl hayal gücüdür, bu nasıl yalandır ve bu yalanlara ne gerek duyarlar? Büyük ihtimalle rivayetçiler şöyle düşündüler: ileriki yaşlılık döneminde elçiler gelip çocuk müjdeleyince İbrahim’in karısı benim çocuğum nasıl olur deyince demek ki İbrahim’in karısı kısırdı ve ikinci karısı çocuğu doğurmuş olabilir diyerek Sare’nin yanına birde Hacer’i eklediler. Oysa İbrahim’in karısı çok yaşlandığı için benim nasıl çocuğum olur manasına söylemiştir o sözleri. Çocuk olamayacağı kanısına yaşlandığı ve yıllardır regl olmadığını düşünerek söylemiş olması gerekir.

İbrahim  nebi-elçi büyük bir olasılıkla  tek eşliydi ve İsmail doğduktan sonra uzun yıllar başka çocukları olmadı ya da en azından erkek çocukları olmadı. Cariye demek = savaş esiri kadın demektir. İbrahim zamanında savaş mı vardır ki İbrahim’in cariyesi olsun? Kur’an’ı baştan sona araştırın, Hz. Muhammed haricinde hiç bir Peygamberin ikinci, ya da üçüncü ya da dördüncü karısı olduğu ya da cariyesi olduğuna dair tek söz bulamasınız. Peki, Hz. Muhammed de neden cariye ve çok eşlilikten bahsedilir = Çünkü Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını tarihten de hatırlıyoruz. Savaş zamanıdır ve çölde ataerkil bir yaşam sürmektelerdir ve kadınlar ev işleri, yemek ve çocuk bakımı erkeklerde beslenme, barınma ve korunma (asker) görevini görmektelerdir ve hayatın gerçeği savaşlar vardır ve savaşlar dolayısıyla bu düzen bozulur ve eşi, oğlu, babası savaşta ölen kadınlar iş sahaları da olmadığı için başka bir erkeğin nikâhına girerek hayatlarını devam ettirirler.

Savaşta kadın esireler de olduğu için aynı sıkıntılar ve geçim kavgası onlarda da olduğu için ve hayatın devamı adına TOPLUMSAL DAYANIŞMA olarak çok eşlilik ve cariyelik hayata geçmiştir. Fakat bunu cinsellik olarak algılayan zihniyet nedense dünyada en çok üremeye hak sahibi olabilecek (dünyada yapayalnızdır) Hz. Âdem’e bir TEK EŞ verildiğini düşünmeden ve Zekeriya peygamberin soyunun sürmesini çok İstediği ve karısı kısır olduğu halde neden ikinci eş ya da cariye almadığını görmezlikten geliyorlar? Neden Nuh’un karısını anlatır da karılarından bahsetmez Kur’an ya da Lut’un karısı geri kalanlardan oldu derde karılarından ya da cariyelerinde diye bahsetmez Çünkü Nuh da Lut da tek eşlidir.

Ayrıca Kur’an domuz etini de yasaklar fakat ıstırar hali yani zorda kalınca yiyebilirsiniz der. Savaş zamanı kadınların çaresiz kalıp hırsızlık, fuhuş, intihar gibi olaylara karışmaması için o yüzyılda toplumsal dayanışma olarak şarta bağlanan NİSA 3 ayeti maalesef istismar edilmiş. Sanki bütün Nebi-Elçilerin ikişer üçer karısı varmış ya da cariyeleri varmış gibi gösterilerek yanlış uygulamalar yüzlerce yıldır süregelmiştir.  Hz. Âdem ve Zekeriya örneğinde ve aslında bütün Nebi-Elçiler (Hz. Muhammed savaş zamanı olduğu için ayrı tutulması gerekir) tek eşlidir.

Bu gerçeği görmezden gelen zihniyet birçok Nebiye  Kur’an dışı anlatımlarla hem bir kaç eş hem de cariye sahibi yapmıştır!!!

Ben Hz. İbrahim’in tek eşi olduğuna ve çocuklarının hepsinin tek annesi olduğuna kalpten inanıyor ve bu uydurmalardan duyduğum üzüntüler sebebi ile Hz. İbrahim’e atılan iftiralardan dolayı ondan özür diliyorum. Sayfalar ilerledikçe Hz. İbrahim’e atılan iftiranın bu kadarla kalmadığını ve onu bir SADİST gibi öz oğlu İsmail’i öldürmeye kalktığını söyleyecek kadar ileri gidildiğini görecek bu gün bile İslam âlemini nasıl etkileri aldığına yakinen şahit olacaksınız.

OĞLUNU KESMEYE KALKTI UYDURMASI :

Hz. İbrahim’in oğlunu kestiği ile ilgili yalan yanlış rivayetlere konu olan ve kendilerine DELİL olarak Saffat suresindeki bazı ayetler delil olarak gösterilir. Önce o ayetleri yazalım ve üzerine düşünelim:

Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye

innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ

 terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî

 inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne).

fe : böylece
lemmâ : olduğu zaman, olunca
belega : erişti
mea-hu : onunla beraber
es sa’ye : çalışma
kâle : dedi
: ey
buneyye : oğulcuğum
innî : muhakkak ben
erâ : gördüm
fî el menâmi : uykuda
ennî : muhakkak ben
ezbehu-ke : seni boğazlıyorum
fanzur (fe unzur) : haydi bak
mâzâ : ne
terâ : görüyorsun
kâle : dedi
yâ ebeti : ey babacığım
if’al : yap
: şey
tû’meru : sen emrolundun
se-tecidu-nî : beni bulacaksın
inşâallâhu (in şâe allahû) : inşallah, Allah’ın dilemesi ile
min es sâbirîne : sabredenlerde

Meali: Çocuk kendisinin yanı sıra çalışma çağına gelince: ‘Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?’ dedi. ‘Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin’ dedi. Bu ayetlerde rüyanın içeriği verilmemiş. İbrahim gördüğü Rüyayı anlatıyor ve sonunda o gördüğü şeyden dolayı oğlunu boğazlarken görüyor. Fakat maalesef rivayetçilere çok önemli malzeme olmuş ve İbrahim’in oğlunu kurban ederken gördüğünü İddia etmişlerdir. Buna sebepte 4 ayet sonra yani Saffat suresi 107 dek ZİBH KURBANı kelimesi olmuştur. 102. ayette de ZBH kelimesini gören rivayetçiler ZBH kelimesine de Kurban etme anlamını koyarak İbrahim oğlunu kurban ederken gördü diyerek rüyayı söylemişlerdir. Oysa ZBH kelimesinin Arapçada 5-6 anlamı vardır ve 107. ayetteki ZBH nin anlamı ile bu ayette yani 102. ayette geçen ZBH kelimesinin anlamı birbiri ile alakalı değildir. ZBH kelimesi = boğazın yarılması, boğazlama, kesme, kurban etme gibi farklı anlamları olan bir kelimedir.

Oysa Yıllar geçmiş İsmail babası ile çalışacak çağa erişmiş ve İbrahim’e Nebi-Elçilik emredilmiştir.. İbrahim de kavmine tebliğe başladı. Diğer nebi-elçilere verilen tepki İbrahim’e de verildi. İtirazlar, kavgalar ve kavminin dışlamalarına ve hakaretlerine maruz kalan İbrahim kavmine söz dinletemez olduğu ve moralinin çok bozuk olduğu ve acaba çoluk çocuğumda mı bana inanmıyor diye düşündüğü ve uykuya daldığı O gece rüyasında oğlu İsmail’i görür. Aynen kavmi gibi İsmail de babasına karşı gelir rüyasında. Allah’a ve senin  Nebi-Elçiliğine inanmıyorum dediği anda İbrahim hiddetle İsmail’e yönelir ve onu boğazlamaya (zbh) çalışırken uyanır. Sabahı zor eder uykusuz geçen o gecenin ardından ve gündüz vakti oğlu İsmail’i yanına alır ve Oğluna gece gördüğü rüyayı anlatır ve onun fikrini sorar. Oğulcağızım ben bir rüya gördüm (rüyayı anlatır) seni boğazlıyordum, bak sen buna ne diyeceksin? Oğlu da dedi ki babacığım emronulduğun şeyi yap’ (Burada “emronulan şey“ İbrahim’e verilen (-tebliğ emridir.) İnşallah beni sabırlılardan bulacaksın. Ben senin nebi-elçiliğine ve Allah’a inanıyorum dediği anda İbrahim endişelerden ve sıkıntılardan arınarak oğlu İsmail’i de İslam’a çağırır ve oğlu da kabul eder ve ikisi de teslim olanlardan olmuştur. Ayette anlatılan (Eslema) teslimiyet ikisinin de İslam’a teslim olduğunu açıklar. İbrahim gece gördüğü rüya üzerine oğlundan YORUM bekler. Şayet oğlu gece rüyasında gördüğü gibi İslam’ı kabul etmeseydi (Dinde zorlama yoktur) esasına göre oğluna zorlama yapmayacaktı. Fakat oğlu babacığım emronulan şeyi yani Nebilik emrini yani TEBLİĞ görevini yap deyince İbrahim de TEBLİĞ yapar ve oğlu da İslamiyet’i kabul eder ve ayette ESLEMA olan kelime ikisinin de İSLAMA Teslim olduklarını anlatır ve İslam’a giren İsmail’e namazı öğreterek namaz kıldırır ayette alnı üzerine yatırmak = Namaz kıldırmak yani SECDEYE yatırmak manasında anlatılmıştır aslında. (namaza durun secdeye yatarken muhakkak alnı üzerine yatarsınız) Fakat rivayetçiler tarafından = oğlunu yere yatırdı ve kesmeye kalktı diyerek ayetlerin anlamını kaydırmışlardır.

Allah bunun ardından İbrahim’e nida eder: Rüyanın iktiza ettiği şeyi hakkıyla yaptın biz iyi iş işleyenlere böyle mükâfat veririz der Saffat suresi 105. ayetinde. Peki, ardından Saffat 107 de anlatılan bu KURBAN olayı nedir ki diye düşünen ve soranlar olacaktır. İbrahim’in Nebi-Elçiliği ile anılacak ve kıyamete kadar sürecek büyük bir KURBAN OLAYI nı müjdeler Allah. Rivayetçiler büyük bir koçun kurbanlık olarak verildiğin iddia etmişlerdir. Oysa AZİM kelimesi çok farklı büyüklüğü temsil eden büyüklüktür ayrıca şerefli manası da vardır ve Büyüklük kavramı Koçu değil yüzlerce yıl İbrahim Nebi-Elçi ile anılacak (KURBAN OLAYI) nın büyüklüğünü temsil etmektedir. Yani Bu ayetlerde ne İbrahim’e 0ğlunu kurban etme emri vardır nede İbrahim’in kurban etmek üzere İsmail’i kesmeye götürdüğü. Maalesef bir deli kör kuyuya taş atmış ve şimdi binlerce akıllı bu taşı nasıl çıkaracağız diye uğraşıp duracağız. Yine maalesef ki yüz milyonlarca Müslüman Hz. İbrahim’in gerçekten oğlunu kesmeye götürdüğünü fakat kesemeden gökyüzünden bir meleğin büyük bir koçla geldiğine inandırılmışlardır. Şimdi yüz milyonlarca insana bunu nasıl anlatacağız? On binlerce belki yüzbinlerce kitapta bu konu anlatılıp duruyor ayrıca internette binlerce bu konu ile ilgili yazı ve video bulunmaktadır.

Peki, bu rivayetlerin uydurma olduğunu nasıl anlayacağız? Allah’ın Hz. Âdem’den bu yana en önemli emri ÖLDÜRMEYİN dir. Allah Sünnetullahına ters olacak bir emri vermez yani Oğlunu öldür demesi Fıtrata ve Sünnetullaha aykırıdır. Rivayetçiler buna da bir kılıf uydurmuş. Allah böyle bir emir vermemiş ve İbrahim rüyasında böyle gördüğü ve anladığı için oğlunu kesmeye kalktığı ve Allah’a teslimiyetin sembolü gibi göstermeye kalkmışlardır. Oysa Hz. İbrahim bir Nebi-Elçidir ve Allah’ın emirlerini Bire bir uygulayan ve Allah’ın ÖLDÜRMEYECEKSİN emrini bilen ve halkına Tebliğ eden bir Nebi-Elçidir. Böyle bir tebliğ görevi yapan ve Allah’ın Emri öldürmeyeceksin olan bir emre aykırı sırf rüyasında gördü diye Hem de öz oğlunu kesmeye kalkacağını düşünmek onun bir SADİST Olduğunu düşünmek ve Allah’ın Hz. İbrahim’i yumuşak huylu ve yufka Yürekli tarifine uygun olmayan bir görüştür. Ayrıca Lut’un kavminin Helaki haber geldiğinde o kavim için meleklere bile yalvaran böyle Yufka yürekli birinin sadece rüyasında gördü diye oğlunu kesmeye kalktığını Söylemek ve düşünmek gerçekten Kur’an’ın ruhuna ters bir görüştür.

Yüce bir  nebi-elçi  düşününki rüyasında oğlunu boğazlarken görecekte ve oğlunu kesmeye götürecek!!! Yüce bir Allah düşününki gençliğinden beri Allah sevgisi ile yanıp tutuşan birine ve Allah için toplumu tarafından bile ateşe atılıp öldürülme cezası alacak bir kuluna sonrada Nebilik verdiği insana ve yüzyıllardır Nebilerine ÖLDÜRMEYECEKSİN emri var iken 0ğlunu kes (öldür) emri verecek.!!!

Hem de Rahman ve rahim olan Allah yani Esirgeyen ve bağışlayan bir Allah. Söz konusu ayetlerde şöyle bir söz geçseydi: << Biz İbrahim’e oğlunu kes diye emir ve vahiy etmiştik>> hayır böyle bir ifade kesinlikle yok.

Ayetlerde Allah’ın İbrahim’e oğlunu kes dediğini ya da emrettiğini ifade eden bir söz var mı? İbrahim gördüğü rüyayı söylüyor oğlu emronulan şeyi yap diyor. Burada emronulan şey nedirin cevabını Vermeden yüzlerce binlerce rivayet uyduranların vay haline! Nasıl hesap verecekler? Allah ahirette demeyecek mi?: O ayetlerde emronulan şey Benim İbrahim’e nebilik –tebliğ emrimdir. Ben İbrahim’in doğduğu ve büyüdüğü kavimde Nebi-Elçilik yapmadığını anlatmak için birçok ayetimde babasına ve kavmine hitabını koydum ki İbrahim’in ikinci bir, kavimde Nebi-elçi olduğunu anlıyasınız aynen Lut da olduğu gibi.

Kur’an’da anlatıldığına göre ahirette bütün Nebi-Elçiler Toplumuna şahit olarak gelince İbrahim Nebi sizden hesap sormayacak mı? Ben öz oğlumu kesmeye kalkmışım öylemi? Karım hakkında, benim hakkımda ve oğlum İsmail hakkında bu kadar İFTİRA ettiniz ve yalanlar uydurdunuz öylemi? Yazıklar olsun size demeyecek mi?

İbrahim Nebi-Elçilik yaptığı bu kavimde bir müddet daha tebliğ görevini yaptı ve daha sonra Allah ona Kâbe’nin duvarlarını yükseltmesini ve orada hac ve ibadet görevini yapmasını buyurdu. Çünkü artık kavminin inanmayanlarının azap vakti gelmişti. İbrahim oradan inanları çıkartıp ailesini yanına alarak Kâbe’nin olduğu bölgeye hicret eder.

Kavminin helak olduğunu ise hac suresi 43- 44 ve tevbe suresi 70 den anlıyoruz. Hacc suresi 43-44 (43-44) İbrahim’in kavmi ile Lut’un kavmi ve Meyden halkı da (yalanlamışlardı). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkâr etmek nasılmış, (gördüler).

Tevbe suresi 70:Onlara kendilerinden öncekilerin: Nuh, Ad ve Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt üst olmuş şehirlerin haberi gelmedi mi? Bunların hepsine peygamberleri apaçık delillerle gelmişti. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Kur’an’dan anladığımız şudur ki, Allah hangi kavime Nebiler göndermiş ve kavmi inanmamakta diretmişse o kavmi helak etmiştir.

Şuara 208 – 209) Biz hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcıları (Nebiler) olmadan yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.

Peki, bu yaşadığı ve Nebi-elçilik yaptığı kavime seslendiği ayet var mı Kur’an’da İbrahim’in? Tabii ki var. Kendi doğduğu kavimde geçen olayların hepsinde babasına ya da babasına ve kavmine diye başlar. Fakat Ankebut 16-17 ayetlerde işte bu Nebi-Elçilik yaptığı kavime seslenişi vardır.

Ankebut 16-) İbrahim’i de Elçi olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”

 

Ankebut 17-) “bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin. Ancak O’na döndürüleceksiniz.”

Ayrıca Meryem suresi 42-43-44-45-46 ayetlerde babası ile putlar ile ilgili çekiştiğini anlatan ayetlerin devamı 47 de İbrahim babası ile vedalaşıp ayrılıyor. Ve az ileride ayet 49 incelendiğinde başka bir anlatıya geçmiştir.

Meryem 49-) Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, biz de ona İshak’ı ve Yakub’u bahşeyledik ve her birini birer Elçi -Nebi yaptık.

Bu ayette anlatılan babasının kavminden ayrılıyor olsaydı biz ona İsmail’i bağışladık demesi gerekirdi. Kavmini bırakıp gidiyor ve demek oluyor ki 3.kavimde yani Mekke’de İshak ve Yakup müjdeleniyor. Yani bu ayetlere göre İsmail hayattadır ve babasının yanındadır ki üçüncü yerleşeceği Mekke’de babası ile Kâbe’yi yükseltecekler.

3:KISIM: Mekke’de ki yaşam:

Kur’an’ı baştan sona yine araştırın ve göreceksiniz ki bütün Nebi-Elçiler kıssalarında: nebiler kavmine tebliğ yapar inanan ve inanmayanlar olur Ve İnanları alarak O kavimden çıkarılır ve O kavim helak edilir. Peki, inananları Alıp kavminden ayrılan o Nebi  ve o insanlara ne olur bilinmez ve Anlatılmaz. Çünkü tebliğ bitmiş ve helak gerçekleşmiştir? O Nebi-Elçiler Sonra ne yaptı? Ölmedi ya bir yerlerde hayatları devam etti. İşte bu konuda da Kavmine tebliğ görevini yapıp kavminin helakinden sonra hayatı anlatılan Tek Nebi İbrahim Nebi-Elçimizdir. İbrahim nebimizinn hayatı üç evre Yani ilk önce doğduğu büyüdüğü kavim ve sonra kavminden hicreti ve başka Bir kavime gitmesi ve o kavimdeki  Tebliğ  görevi ve kavmin helakinden Mekke’ye gönderilmesi ve Kâbe’nin duvarlarını oğlu İsmail ile yükseltmesi Ve orada hac görevlerini devam ettirmesi ve burada meleklerin gelip hem Lut’un kavminin helak haberinin gelmesi ve ihtiyarlık çağında hem karısına hem İbrahime oğul müjdelenmesinin anlatıldığı ayetlerin hepsi de 3. kısım olarak İncelenmeli ve düşünülmeli diyerek İnsanları özellikle bu konularda UYANIK olmaya davet ediyorum. Hz. Âdem’den beri ÖLDÜRMEYECEKSİN emri olduğunu ve ALLAH’IN SÜNNETULLAHINDA ASLA BİR DEĞİŞİKLİK GÖRÜLEMEYECEĞİNE inanmanızı diliyorum.

Reklamlar
yorum
  1. Murat Kıraç dedi ki:

    Allah bunun ardından İbrahim’e nida eder: Rüyanın iktiza ettiği şeyi hakkıyla yaptın biz iyi iş işleyenlere böyle mükâfat veririz der Saffat suresi 105. ayetinde. Peki, ardından Saffat 107 de anlatılan bu KURBAN olayı nedir ki diye düşünen ve soranlar olacaktır. İbrahim’in peygamberliği ile anılacak ve kıyamete kadar sürecek büyük bir KURBAN OLAYI nı müjdeler Allah. ….Neden bu kadar üstü kapalı bir noktada bıraktınız anlamadım. Açıkça azim olan şerefli olan kurban nedir,derseniz diyorsunuz fakat sonunu getirmeyi unutuyorsunuz ,,şimdi o bük kurban müjdesi İbrahimin kendini Allaha adamasımı,,dolayısıyla peygamber seçildiği müjdesimi ? Yoksa yavrusunu Allaha adamasımı,,yani doğru olan ikinci şık olmalı değil mi,,, ki Rabbimiz o gün İbrahim peygambere oğlunun da hatta oğullarının da peygamber olarak görevlendirilecekleri müjdesini veriyor olmalı,,İbrahim yapmış olduğu o olgun ve onurlu işinden dolayı yani oğluna insanca sorup ondan hayırlı bir cevap alması,,ki İsmailin o cevabı vermesinde babası İbrahimin büyük emeği var ve Rbbimiz bunuda görüyor ve bu emeğinden sonra Onu kat kat mükafatlandırıyor.Bu mükafatta hem İsmailin peygamberliğinin ilanı olurken,hemde ikinci bir çocuk müjdesi ve onunda peygamber olacağı müjdesi ,,işte olayın özü bu olmalı değilmi lütfen düşünün tekrar. Bu kıssayı bu şekilde anlayan bir kişi olarak sizin, anlatmak istediğimi anladığınızı umuyorum,,
    Ayrıca,, Lut kavminin helak olacağını bildirenlerin melek olduklarını,ve İbrahim peygamberin de o meleklere yalvardığını söylemek sözünüde size hiç yakıştıramadım,,ortada melek yoktur onlar Allahın görevlendirdiği insan elçilerdir nitekim ayette elçi olduklarını beyan eder,melekler demez…Bukadar uydurulana nasıl inanıyorlar derken bazı uydurmaların kurbanı olduğumuzu unutmayalım,,mesela ben de İbrahim peygamberin iki eşi olduğuna inanıyordum,,malesef bu güne kadar bunu kurandan sorgulamamışım,,bu gün bunu sizden öğrendim teşekkür ederim.

  2. HUD 69 :Andolsun ki, elçilerimiz, melekler İbrahim’e müjde ile geldiler.
    ‘Selâm sana, selâmette ol, sen selâmette olanlardansın’ dediler. O da,
    ‘Size de selâm, siz de selâmette olun’ dedi. Hiç beklemeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

    HUD 70 :Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.

    Ayette (melek ) kelimesi yoktur ama yemek yemiyorlar. Çünki melekler yemek yemezler. RESUL = ELÇİ demektir ve meleklerde RESUL =ELÇidirler. Lut ve ibrahime gönderiliyorlar yalnız insan suretinde çünki melekler VAHY getirebilir ama insanlarla sohbet etmesi konuşması ASLA mümkün değildir. Kuranın hiç bir yerinde melek kendi suretinde insanla konuşmamıştır. Şayet bu RESUL= insan olsa hoşbeş sohbet eder yemek yerler oturur konuşurlar. Melekler yemek yemedikleri için bu konuşmalar geçiyor ve ELÇİ olarak ne ile görevli olduklarını anlatılıyor.

  3. meleklere yalvardı demedim HUD 74 de. Lıut kavminin helak haberi gelince Lut kavmi hakkında mücadeleye giren Hz ibrahim canı kanı tek evladının kesme emri olsa hiçmi itiraz etmez . TESLİMİYET yalanı ile hz İbrahime iftira edilmekte ve oğlunu kesmeye götürdü denmektedir. Kuranın hiç bir yerinde hz İbrahimin ( gerçek hayatta ) alıp oğlunu kesmeye götürdüğü ile ilgili tek ayet yoktur. varsa ayet alayım ?

  4. Allah bunun ardından İbrahim’e nida eder: Rüyanın iktiza ettiği şeyi hakkıyla yaptın biz iyi iş işleyenlere böyle mükâfat veririz der Saffat suresi 105. ayetinde.
    Rüyanın ikitiza ettiği şey ( oğlunu kes öldür ) olsa. peygamberimiz MASUM oğlunu alarak bütün insanlığı öldürmekle eş değer bir işleme kalkışıyor ( bir MASUMu öldürmek bütün insanlığı öldürmekle eşittir Ayetine dayanarak ) ve Allah diyorki sana birde ÖDÜL vereceğiz. Peki neyin ödülü bu. bütün insanlığı öldürmeğe giden peygambere ÖDÜL verilirmi ?
    Demekki bu ayetlerin DOĞRU TEVİLİ yapılamamış ve uydurma rivayetlerin etkisi altında kalınmış. Anlatmak istediğim şey budur. Başka yazılarımda bunu ayetlerle detaylı anlattım saffat ilgili ayetlerin allahın sünnetine uyan TEVİLİ vardır bunu öğrenin yazılarımda. .

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s