11. BÖLÜM HZ. İBRAHİMİN ATEŞE ATILMA GERÇEĞİ

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

Kur’an’ı Kerim’de Hz. İbrahim’in ateşe atılması anlatılır. Fakat ne hikmetse Kur’an sadece ateşe serin ol diyerek detay vermediği halde bu konuda çokça rivayet ve anlatılar piyasalarda mevcuttur. Ateşin gül bahçesine dönüşmesinden tutunda ateşin suya, odunlarında balığa dönüştüğüne inanan çoktur. Bazılarına göre de ateşin içinde 7 gün kalmış ve ateş sönünce İbrahim diri olarak çıkmıştır!

Şimdi bu rivayetlerden sadece biri doğru ise diğer rivayetler külliyen yalan değil midir? Peki, hepsi yalan olmasın? Abartılarla, yalan yanlış duyumlarla, efsane kültürünün etkisi ile bu konuda da asıl olay saptırılmış ve aslı ile alakası olmayan bir kıyamet tefsirlerde üretilmiştir.

Bu olayı anlamamız için İbrahim’in kavminde bir putperest psikolojisi ile olayların nasıl geliştiğini düşünmemiz lazım gelmez mi? Şimdi o günlere döneceğiz. İbrahim’in kavminde hiç kimsenin O’na inanmadığını sadece Lût’un inandığını Kur’an ayetlerinden biliyoruz ve bizde şu an bir putperest psikolojisi ile düşünüp olayları geliştirecek ve anlamaya çalışacağız. Doğduğumuz ve büyümeye başladığımız ve çocukluğumuz geçen bu yerlerde dedemiz babamız ve analarımız dolayısıyla herkes putların karşısına geçer ve dua ve istekte bulunurdu ve bizde büyüdükçe putlarımızın karşısına geçip dua ve istekte bulunduk ve bazen dualarımız kabul olur bazen de olmazdı. Putları kimimiz yaratıcı ile aramızda bir aracı olarak görüyor kimimiz onlarında duaları kabul edip bize yardımcı olduğuna inanıyorduk. Buna o güne kadar kimsenin itirazı olmamıştı. Öyle bir zaman oldu ki kavmimizin arasından İbrahim diye bir genç yetişti ve Putlarımız yani bizim en değer verdiğimiz manevi varlıklarımız hakkında ileri geri konuşmaya başladı hatta daha da ileri giderek bizim putlarımızı kıracağını bahsediyordu sağda solda. Ona çok kızıyorduk ve çoğu zaman onu görünce yolumuzu değiştirmeye başlamıştık. Çünkü İbrahim bizim için bir Şeytandı ve O şeytanın sözünü dinlemeyecektik. Tek tanrıya inanmamızı ve putların aracılık yapmadan öteye kendilerine bile ne zarar ve ne yarar verebileceğini söylüyordu! Bir bayram gününe gidip geldiğimizde bizim en değer verdiğimiz Putların kırıldığını duyduk ve hemen aklımıza bunu yapanın İbrahim olduğu geldi. Kavmimizin ileri gelenleri hemen İbrahim’i buldular ve İbrahim de inkâr etmedi ve bunu yapanın kendisi olduğunu söyledi. O bir ruh hastası olmalıydı. Tutuklandı ve hapse atıldı. Mahkeme oldu bütün kavmin toplumsal düzenini bozmuş ve manevi değerlere hakaret etmişti. Bunun için çok büyük ceza alacağını düşünüyorduk.

Kavmimizin hâkimleri kararı kesti = Ölüm cezası ve cezanın şekli ise ateşe atılarak ölüm cezası.

Daha öncede bazı olaylarda bu ateşe atılma cezası verilmiş ve ateşe atılan bu mahkûmlar haykıra haykıra ateşte yanmışlardı. Ceza günü geldi çattı ve boş meydanımızın ortasına ateşin dağılmaması için yaklaşık 1 metre taşlardan bir çember oluşturuldu ve ertesi gün fırınlarda yakılan odunlar kor halinde bu çemberin ortasına atıldı ve 1 metrelik bu ateş o kadar ısı yayıyordu ki neredeyse ateşin 2 metre yanına yanaşamıyorduk ısıdan. İbrahim’i getiriyorlardı ve birazdan ateşe atılacak ve cayır cayır yanacak ve haykıra haykıra ölecekti o şeytan. Suçu yüzüne karşı okundu ve Toplumsal düzeni bozup manevi değerlere hakaret ettiği için öldürülecekti. Meydanın etrafında evlerin çatılarında halktan herkes bu olayı seyretmek için toplanmıştı. İbrahim ateşe atıldı haykırarak bağıracağını ve aman dileyeceğini düşünüyorduk fakat o ne? Beklenen olmadı. İbrahim’in yüzünde hiç yanma belirtisi olmadan ateşin bir ucundan diğerine doğru hızlı hızlı yürüyordu. Evet, o gerçekten şeytandı ve ateş onu yakmıyordu. Halk bir an panikledi ve kaçın o gerçekten bir şeytan diyordu ve o meydan bir anda kaçışanlarla dolan bir meydan olmuştu. Herkes o gerçekten Şeytan diyerek kaçışıyordu.

Oysa o yüzyıla kadar, o toplumda hiç kimsenin bilmediği ve Allah’ın kâinata ve doğa yasalarına koyduğu bir TEKNİK öğretilmişti İbrahim’e.

11-1

O yüzyıla kadar hiç görmedikleri ve duymadıkları bu olay karşısında şaşkına dönen o insanlar İbrahim oradan kaçtıktan sonra ateşin başına geldiler ve ellerini uzattıklarında bile ateş onları yakıyordu fakat İbrahim’in ateşin içinde nasıl olup da yanmadığını düşünüp durdular ve buna akıl erdiremeyen o insanlar İbrahim’in gerçekten ŞEYTAN olduğuna inandılar ve İbrahim ülkeyi terk ettiği için ve ondan kurtuldukları için putlarına tapınıp durarak mutlu mesut hayatlarına devam ettiler. Sonraları da Kavim helak edildiği için bu olaydan aslında rivayet edecek kimse kalmamıştı. Bu konuda Rivayet diyenlerin hepsi aslında kendi hayal ürünü şeyleri insanlara pazarlamıştı yüzyıllardır.

Peki, bu olay nasıl oluyor? Peki, nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bu görüşe göre yüksek dereceli sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşmaktadır. Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor. Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın ateş ya da kor un üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 20 derece algılıyorlar Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin TEKNİĞini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar. Ama bu görüşte tam tatminkâr değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücülerde var. Ateş üzerinde yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran “endorfin” gibi maddeleri salgıladığı doğrudur, ama buda ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getiremez.

Psikologlara göre ateşte yürümek henüz bilimsel yöntemlerle açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlarda dâhil ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda tümü aynı cevabı veriyormuş = İNANMAK… Çünkü bu DOĞA YASALARI sadece İbrahim Nebi-Elçiye  değil TEKNİK i bilen herkesin yapabilmesi için kâinata yerleştirilmişti hem de ta baştan yani daha ilk yaratılışta…

Aslında yakın tarihte öğrenilecek olan bir TEKNİK olayın O yüzyılda ve o toplumda bir DENK inin ya da benzerinin yaşatılmasından başka bir şey değildi bu olay. Fakat tarihte ilk defa görülen her olay insanların her daim (bilinç düzeyinde ACZE) düşmesine sebep olmuştur.

ALLAH’ın SÜNNETİNDE (Sünnetullah) ASLA BİR DEĞİŞİKLİK GÖREMEZSİNİZ.

Reklamlar
yorum
  1. Fazilet Bayram dedi ki:

    mucizelerin nasıl gerçekleştiğini sebepler dairesinde ancak Allah bilir.nasıl kısmı bizim meselemiz değildir zaten.önemli olan Kadir i mutlak Allahın buna birbir neden olmadan da fizik kuralına ihtiyaç duymadan da yaratmasına iman edebilmektir.
    İnsan acizdir evet,Allah karşısında Allahın her yarattığı şey karşısında acizdir.Bunu neden olumsuz ve kabul edilemez görüyorsunuz? Sizin uluhiyet ve kulluk anlamlandırmanızda sıkıntı var ki böyle yorumlar yapabiliyorsunuz.

  2. Fazilet Bayram dedi ki:

    bir bebeğin oluşması,doğması büyümesi insanın her hali zaten olağanüstü bir mucizedir.gördüğünüz görebildiğiniz her madde,her olay-oluş,her fizik kanunu dahi tek başına olağanüstüdür.kendi bedeninize bakın,ibret almak için sınırsız olanak var.Dolayısıyla Kuranda geçen hiçbir kıssa şaşırtıcı,akıl almaz ya da akıl dışı,imkansız değildir iman edenler için.ve bunlar Allah için zor değildir.Allahın tek bir ayetini inkar eden kafir olur,sizi imana davet ediyorum.

    • İnkar ??? nerde neyi inkar etmişim. bak kardeşim yukarıya sayfayı çek SOL ÜSTTE ana sayfa var oraya tıkla ve ana sayfadaki ( bu kitabı okumak anlamak için ve yazar hakkında bir kaç bilgi verilmiş). Tamamını okumadığınız bir kitabın sadece tek bölümünü okuyarak YORUM yapılmaz. önce OKUYACAKSINIZ sonra olurmu ?

  3. Miraç olayını nasıl izah edeceksiniz çok merak ediyorum, ya da bunlar sindirildikten sonra el atacaksınız herhale, akılcılık güzel şey ama herşeyi kavrayacak düzeyde bir akla sahip miyiz acaba?

  4. hakan kalaycı dedi ki:

    Bence sır basınç değişiminde gizli..bilindiği gibi çok büyük bir ateş yakılıyor bu ateşin olduğu alanda alçak basınç alanı oluşmuş(ısınan maddeler genleşir, yoğunluğu azalır) dolayısıyla etrafında bulunan görece yüksek basınçlı hava kütlesinin oraya hareket etmesiyle rüzgar oluşmuş olabilir

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s