10. BÖLÜM MERYEM VE OĞLU HZ. İSA

Yayınlandı: 03 Aralık 2013 / KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ

Meryem Suresi:

16– Kitap’da Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.

17-Onlarla arasına bir perde çekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik de o, düzgün bir insan şeklinde ona göründü.

18-Meryem ona: “Ben bağışlayan Allah’a sığınırım senden, eğer Allah’tan korkan biri isen!” dedi.

19-Ruh (Cebrail): “Haberin olsun, ben sana tertemiz bir oğlan vermek için Rabbinin elçisiyim sadece!” dedi.

20-Meryem: “Benim nasıl bir oğlum olabilir? Bana hiçbir beşer  dokunmadı; ben bir kahpe de değilim!” dedi.

21-Cebrail: “Öyle! Fakat Rabbin buyurdu ki, o Bana göre kolaydır. Ayrıca onu insanlara gücümüzün bir delili ve tarafımızdan bir Rahmet kılacağımız için böyle yapacağız. Hem de o, karara bağlanmış bir iştir.” dedi.

22-Bu şekilde ona hamile oldu ve bu haliyle uzak bir yere çekildi.

23-Derken sancı onu bir hurma dalına götürdü ve: “Keşke bundan önce ölmüş olsaydım da unutulmuş gitmiş olsaydım.” dedi.

24-Derken aşağı tarafından ona şöyle seslendi: “Sakın üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı yarattı.

25-Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş taze hurmalar dökülsün.

26-Artık ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen de ki: “Ben esirgeyen Allah’a oruç adadım, onun için bugün hiçbir kimse ile konuşmayacağım.”

27-Derken onu taşıyarak kavmine getirdi, Onlar: “Hey Meryem, sen Allah biliyor yanlış bir iş yaptın

28-Ey Harun’un kız kardeşi, baban bir kötülük adamı değildi, annen de iffetsiz değildi”

29-Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi: “Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.(Hz.İsaya  çok  genç yaşta  Resullük  verildiği  için Kavmin  ileri  gelenleri  Daha  dün  beşikte  olan  bir  çocuğumu  muhatap  alacağız  manasına  söylenmiş  sözdür )

30-O: “Haberiniz olsun ben Allah’ın kuluyum. O, bana bir kitap verdi ve beni bir Resul  yaptı.

31-Beni her nerede olursam mübarek kıldı ve hayatta kaldığım müddetçe bana Salatı ve zekâtı tavsiye buyurdu.

32-Beni anneme saygılı kıldı, beni eşkıya bir zorba yapmadı.

Bu ayetlerde bolca DETAY verilmiş ve anlaşılacağı üzere Hz. İsa babasız olarak Hz. Meryem tarafından dünyaya getirilmiş ve aynı sürenin 4-5-6-7-8-9 ayetlerinde Hz. Zekeriya da karısı kısır ve kendi de çok yaşlı olduğu halde Yahya adlı bir oğul ile müjdelenmiştir.

Meryem suresi 8 = Zekeriya: “Ey Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir, karım kısır ben de yaşlılığın son haddine varmışken!” dedi.

Her iki olayda da O yüzyıl için imkânsız olan bir şeyler var. Bakire bir kız ilişkiye girmeden evlat sahibi olmuş, karısı kısır olduğu halde çok yaşlı bir adamında oğlu olmuştur.

Bizim yüzyılımızda ya da ileriki yüzyıllarda yapılan tıbbi ve ilmi çalışmalarda bu işlem gerçekleşebilir mi? Cevap = EVET

Günümüzde bile kök hücre (kemik iliği) çalışmaları hızlanmıştır. Belki de çok yakın bir tarihte o yüzyılda mucize olarak kabul edilen şeyler olağan hale gelecek; yani kısır olan bir kadınla çok yaşlı bir dedenin çocuğu olacak. Hatta bakire bir kızın bile babasız ve meni olmadan çocuk doğurduğuna şahit olacağız. Hatta biliyorsunuz sperm bankaları sayesinde artık ölü bir adamın bile yıllar sonra çocuğu olması mümkün görünmektedir.

Kök Hücre nedir: Farklı hücre tiplerine dönüşebilme potansiyeline ve kendisini yenileyebilme gücüne sahip olan hücrelere “kök hücre” denir. Vücudumuzdaki kas, cilt, karaciğer hücreleri gibi hücrelerin belli bir hedefi var ve bölündüklerinde yine kendileri gibi bir hücre oluşturuyorlar. Yani karaciğer hücresi bölününce yeni bir karaciğer hücresi oluşuyor. Bundan farklı olarak, kök hücrelerin bu şekilde belirlenmiş bir görevleri yoktur. Aldıkları sinyale göre farklı hücre türlerine dönüşüyorlar. Bunu kontrol eden unsurlarsa genlerdir. Bir kök hücresinin hangi hücreye dönüşeceğini hücre çekirdeğindeki genler belirlemektedir. Diğer hücreler ölünce veya hasar görünce, kök hücreler hangi hücre türüne ihtiyaç varsa o hücreye dönüşüyorlar. Bu işlem sırasında bazı genler daha aktif hale gelirken, bazıları da baskılanmaktadır. Kendisini yenileme gücüne sahip olan kök hücreler, bir bakıma diğer hücre türleri için tükenmez bir kaynak görevi üstlenmektedirler.

İlk olarak 1998 yılında insan embriyosundan kök hücre elde edilip kültürlerde çoğaltılmasından sonra kök hücre araştırmaları hız kazandı. Değişik hücre türlerine dönüşebilme potansiyeli olan kök hücreleri, kontrol edilebildikleri takdirde laboratuvar ortamında istenilen hücre türüne dönüştürülebiliyorlar. Böylece vücutta eskiyen, hastalanan veya ölen hücrelerin veya organların yerini doldurmak üzere laboratuvarda kök hücrelerinden yeni hücreler, hatta yeni bir organ elde edilebilir. Ancak bunu başarabilmek için hücrenin genetik şifresini ve kontrol mekanizmalarını çok iyi bilmek gerekiyor.

Zaman her şeyi haklı çıkaracak, Allah o yüzyıllara ait (müteşabih yoldan) anlattıklarını ileriki yüzyılda bir benzerini hayata geçirecektir.  Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biliyorum bu satırları okuyan tıp adamları hemen hayır böyle bir olanak yok diyeceklerdir. Fakat çok iyi biliyoruz ki bir zamanlarda atomun en küçük ve bölünemez parçası olduğunu iddia ediyorlardı. Hele bir GEN çalışmaları ve kök hücre çalışmaları yeterli seviyeye ulaşsın hep beraber umarım göreceğiz. Çünkü Allah’ın sünnetullahında asla bir değişiklik olmayacak ve bu olay bir gün hayata geçecektir.

Şimdi de Meryem suresi, sözü geçen ayetlerde neden bu kadar DETAY verdiğini anlamaya çalışacağız. Meryem’e doğum sancısı gelmiştir. Allah’tan emir geldiği halde keşki ölebilseydim der. Çünkü hem iffetli biridir. Hem de zina eden kadınların Recm (taşlayarak öldürme) cezası aldığı bir devirde yaşamaktadır. Bu olayı da nasıl açıklayacağını kara kara düşünmektedir. Yanında onu doğurtabilecek bir ebeden bahsedilmediğine göre Meryem yalnızdır. Genç bir kızın ebe ya da yardımcı biri olmadan doğum yapması çok zor olmalıdır. Doğa yasaları ihlal edilmediği inancımıza göre böyle durumdaki böyle durumdaki bir kıza doğumu kolaylaştıracak iki detay vardır.

1. Rabbin altından bir su arkı akıtmıştır ifadesi Meryem’in suda doğum yaptığının bir ifadesi olabilir. Bu yüzyılda bile kadınlar için en kolay DOĞAL DOĞUM su içinde yapılanıdır. Doğal doğum ifadesi kullandım ki biri çıkıp en kolay doğum sezaryen diyebilir.

2. Doğum sancısı olan ve bir an evvel doğurmayı düşünen hiçbir kadının aklına bir şeyler yemek gelmez diye düşünüyorum. Fakat Allah diyor ki: Hurma ye; Taze ve olgun olmasını da belirtiyor. Son yapılan çalışmalarda da Hurmada ‘oksitosin hormonunu’ uyaran maddelerin olması.

Oksitosin hormonu nedir? İnsan beyninde hipofiz bezinde bulunan ve doğum esnasında rahim kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumun kolay olması ve meme ucu kaslarını da harekete geçirerek bebeğin kolayca süt emmesini sağlamak. BU kadarla kalmıyor tabii aşağıdaki satırları okuyunca daha iyi anlayacak ve Rabbinin koyduğu doğa yasalarının nasıl iyi çalıştığını ve her şeyi bir hesaba göre yarattığını anlayacaksınız.

Hurmanın, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bu gün bilimsel olarak da bilinmektedir. Hurma, içerdiği % 60–65 oran ile en çok şeker içeren meyvelerden biridir. Doktorlar hamile kadınlara doğum yaptıkları gün meyve şekeri içeren yiyecekler verilmesini gerektiğini belirtmektedirler. Bunun amacı, annenin zayıf düşen vücuduna enerji ve canlılık kazandırmak, aynı zamanda da yeni doğan bebeğe gerekli olan sütün oluşabilmesi için süt hormonlarını harekete geçirmek ve anne sütünü çoğaltmaktır.

Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma, vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır. Hurma insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10′ dan fazla element içermektedir.

Hurmadaki potasyum, beyne daha çok oksijen gitmesine yardımcı olarak berrak düşünmeyi sağlıyor. B1 — B2– B& vitaminleri sinir sistemini dinlendirip güçlendiriyor. Bu sebeple strese, gerilime ve zihni yorgunluğa en iyi gelen şeylerden birisidir hurma yemek. Kansızlıktan korunmak için demir ihtiyacını karşılıyor. Magnezyum ise kasların düzgün çalışmasında ve vücutta kanserli hücrelerin meydana gelmemesinde tesiri var. Kalsiyum ve fosfata gelince; onların görevi vücudun kemik yapısını dengelemek. A vitamini de görme gücünü ve vücut direncini artırırken, bir taraftan büyüme ve gelişmeye yardımcı oluyor. Bu sebeple gelişmekte olan çocukların hurma yemesi çok faydalıdır. Bir de diğer meyveler genellikle protein açısından yetersiz iken, hurmada proteinde var. Bu özelliği sayesinde vücudun hastalıklara karşı korunmasını sağlayıp, hücreleri yenileyebiliyor. Ayrıca çok şekerli bir meyve olmasına rağmen hurmadaki şeker; kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktoz. Bu şeker türü vücuda bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandırıyor. Kandaki şeker düzeyini birden yükseltmediği için şeker hastalarına da uygun.

Hurmadaki bu değerleri internetten araştırıp kayda değer bulduğum için bu sayfalara taşıdım. Ufak tefek hatalar varsa (teknik  olarak )  şimdiden  özür  diliyorum.

HZ  İSA   bebek  ikenmi  Konuştu ?

Meryem/29’daki el-mehdi sözcüğü,المُهد [el-mühdi] şeklinde okunursa, ayetin anlamı, “Bunun üzerine o [Meryem], o’na [çocuğa] işaret etti. Onlar, “Biz; yüksek mevkideki kişiler, sabîyle nasıl konuşuruz?” dediler” şeklinde olacaktır.

Yine bu ayetin orijinalindeki نكلّم [nükellimü] diye okunan sözcüğün, ilk Mushaflarda harekesiz oluşu ve bu sözcüğü oluşturan harflerin يكلّم  [yükellimü] şeklinde de okunabileceği gerçeğinden hareket edildiğinde  Bu kabule göre paragrafın anlamı şöyle olacaktır: “Bunun üzerine o [Meryem], o’na [çocuğa] işaret etti. Onlar “Biz; yüksek mevkide olan kişiler sabîye nasıl konuşuruz/Yüksek mevkide olan kişiler sabîye nasıl konuşur?” dediler. İşte bu, hakk söze göre, hakkında ihtilâf edip durdukları, “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni bir Resul  kıldı [yaptı]. Beni, ben nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana salâtı ve zekâtı tavsiye etti. Ve beni, anneme iyi davranan bir kimse [kıldı]. Ve beni bir zorba, bir mutsuz kılmadı. Ve doğurulduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak ba‘s olacağım [yeniden diriltileceğim] gün, selâm benim üzerimedir. Ve şüphesiz Allah benim Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O hâlde O’na ibadet edin, işte bu, dosdoğru yoldur” diyen Meryem oğlu İsa’dır”.

(Meryem/29, 34, 30-33, 36)

Bu paragrafta açıkça İsa’nın Resullük  görevi ve hayatı özetlenmiştir. Onun tebliğinde de Sünnetullah dışında herhangi bir ayrıcalık söz konusu değildir.

İsa’nın misyonu ile ilgili burada verilen özet şu ayetlerde de zikredilmiştir: “Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir” diyen kimseler kesinlikle kâfir olmuşlardır.

Hâlbuki Mesih, “Ey İsrâîloğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz Allah’a kulluk edin. Şüphesiz kim Allah’a ortak koşarsa kesinlikle Allah ona cenneti haram eder, onun barınağı da ateştir. Ve zalimler için yardımcılardan kimse yoktur.” “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyen kimseler kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, kesinlikle onlardan kâfir olan kimselere acı veren bir azap dokunacaktır. (Mâide/72-73) Îsâ apaçık delillerle geldiği zaman dedi ki: “Ben size hikmeti [zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri] getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklayayım diye geldim. O hâlde Allah’a karşı takvalı olun ve bana itaat edin. Şüphesiz ki Allah; O, benim Rabbimdir ve sizin Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk edin. İşte bu, doğru bir yoldur. (Zuhruf/63-64) Bu paragraftaki metne göre de, “mühd”de [yüksek mevkide] olan, İsa değil o günün ileri gelen mabet görevlileridir.

Meselenin temel unsuru olan المهد [el-mehd] kelimesi, Îsâ  Resul  ile ilgili olan Âl-i İmran/46 ve Maide/110’da da geçmektedir. Sözcük, المُهد [el-mühd] şeklinde okuyup anlamlandırıldığında bu ayetlerin anlamı şöyle olacaktır:

Ve yüksek bir mevkide bulunarak, yetişkin biri olarak insanlarla konuşacak ve o sâlihlerdendir. (Âl-i İmran/46) O zaman Allah şöyle diyecektir: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerinde ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla! Hani Ben seni rûhu’l-kudüs ile desteklemiştim. Yüksek bir mevkide bulunarak ve yetişkin biri olarak insanlarla konuşuyordun. Hani sana kitabı, hikmeti [zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri], Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Hani Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun ve üflüyordun, o da Benim iznimle (uçan bir şey) oluveriyordu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştiriyordun. Yine Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. Ve hani İsrâîloğulları’na apaçık mucizelerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin, ‘Bu ancak apaçık bir sihirdir’ dedikleri zaman seni onlardan korumuştum.”

(Maide/110) Bu ayetlerde, Meryem/29’un aksine yüksek mevkide olan İsa’dır. Rabbimiz o’na yüksek mevkiler ihsan etmiştir. Bu Nisâ/158’de, Onu kesin olarak öldürmediler. Aksine Allah o’nu Kendine yükseltti [derecesini artırdı] şeklinde ifade edilmiştir. Böyle yüksek mevkilerin İdris peygambere de ihsan edildiği bildirilmiştir: Ve Kitap’ta İdris’i an/hatırlat. Şüphesiz o, çok sadık biriydi, bir  Resuldü . Ve Biz o’nu yüce bir mekâna yükselttik.(Meryem/56-57)

Yahudi ve Hristiyanlar, İsa  Resulün  beşikte konuştuğunu reddetmekte ve şu görüşleri ileri sürmektedirler: Eğer bu olay gerçekten meydana gelseydi, çok ilginç ve etkileyici olması sebebiyle tevatür şeklinde yayılır ve hiç unutulmazdı. Hâlbuki böyle bir olay hiç duyulmamıştır ve Hristiyanların en fanatiklerinde bile böyle bir inanç oluşmamıştır. Ayrıca Yahudilerin o dönemde İsa’ya düşman oldukları tarihî bir gerçektir. Nitekim İsa elçiliğini ilân edince o’nu öldürmeye uğraşmışlardır. Eğer İsa beşikte konuşmuş ve Resullüğünü  ilân etmiş olsaydı, Yahudiler o’nu daha o zaman ortadan kaldırırlardı.

Meryem, toplumunda koyulmuş yasalara göre zina eden kadın recm cezası alacağı düşünülerek gebeliği saklanarak başka bir yere (aile kararıyla) bir akrabasına ya da başka bir şehire ya da çok uzakta bir çiftliğe gönderilir. 26. ayette de bu gün hiç bir insanla, konuşmayacağım olarak meallenen söz: Bundan böyle hiç bir insanla konuşmama kararı aldığını bildirmesidir. 27. ayette: Meryem çocuğu yüklenip kavmine getirdi deyince: Sanki Meryem hurmalıkta doğum yapıp çocuğu doğurmuş sonrada dönmüş kavmine gelmiş gibi anlaşılmaktadır Oysa bu mümkün değildir. Kavminde RECM cezası vardır ve onlara mazereti ne olacaktır? (bana bir melek geldi ve benim hamile kalacağımı bildirdi mi diyecektir? Buna kim inanır? Şayet bu mazerete inanılırsa ondan sonra olacak bütün zina olaylarında kadınlar aynı iddiada bulunacaktır. Yani Böyle bir durum gerçekleşse kimse Meryem’e inanmazdı. Hâlbuki Meryem doğum yaptığı başka bir şehir ya da ülkede uzun yıllar kalmış, İsa büyümüş genç bir erkek olmuş ve İsa’ya Nebilik verilmiş ve annesi de onu bir ata ya da eşeğe ya da deveye yükleyerek o şehirden kavminin olduğu yere gelmiştir. Kavmine döndüğü zamanda kavminin ileri gelenleri Meryem’e bu olayı açıklamasını isterler. Meryem de konuşmadığı için İsa’yı gösterir ve İsa da Nebi  olarak geldiğini ilan eder ve annesine saygılı davranılmasını ister. Hz. İsa olayında anlatılan durumlar nereden baksanız 18 yıllık bir olayın bölüm bölüm anlatılmasından ibarettir. Aradaki bölümler anlatılmadığı için sanki Meryem hamile kalmış. Doğum yapmış ve kavmine gelmiş beşikteki bebeği göstermiş İsa da beşikte konuşarak Nebiliğini ilan etmiş anlaşılıyor. Dinimiz ve kitabımız akıl ve mantık dinidir. Gerektiği kadar düşünüp araştırılmazsa tiraji komik olaylar olarak asırlardır anlatılacaktır.

Allah’ın sünnetullahında asla bir değişiklik olamayacağına inananlar için bu tartışmalara bile gerek yoktur. Çünkü ne Yahudilerde nede İseviler arasında böyle İsa’nın bebekken konuştuğuna dair bir inanç yoktur. Şayet İsa bebekken konuşuyor olsaydı ülkenin her yerine duyulur herkes görmeye gelirdi ve tevatürle, rivayetlerle efsane olarak anlatılır ve bütün Hristiyan âlemi bunu bilirdi. Ben sadece meallerden kaynaklanan yanlış olduğunu düşünüyor ve Hz. İsa’nın bebekken konuştuğuna yüzde bir bile ihtimal vermiyorum. Çünkü ALLAH’IN Sünnetinde (sünnetullah) ASLA BİR DEĞİŞME BULAMASSINIZ.

İleriki yüzyıllara bir UYARI olarak bildireceğim bir şey daha vardır ki bu; zaman içinde yaşanarak anlaşılacaktır. Hz. İsa babasız yani sadece annesinden oluşan hücrelerle hayata geldiği için Hz. İsa’nın yaşamına devam ettirilmemiştir. Yani nasıl Hz. Lut, İbrahim, Yunus, Resuller kavminden ayrıldıktan sonrada hayata devam ettiler ve çoluk çocuğa karıştılarsa özellikle İsa Resul  başkasına benzetilip oradan uzaklaştırıldıktan sonra başka bir kavme gönderilir ve hayatına devam edebilirdi. Fakat İsa da evlenmek ve çocuk sahibi olmaya kalkacak işte çocuk edinme noktasında çok büyük bir PROBLEM le karşılaşılacaktı.

İleriki yüzyıl insanlarına tavsiyem normal doğal yollarla çocuk sahibi olmaları ama biliyorum ya da tahmin ediyorum ki yine sadece kadınlar Hz. Meryem gibi erkek olmadan Hz. İsa gibi çocuk sahibi olmak isteyecekler hatta olacaklar ama çocukları evlenip de normal doğan biri ile ya da babasız doğan başka biri ile çocuk yapma aşamasında büyük sorunlar yaşayacaklardır… Umarım yanılıyorumdur. Ama Allah’ın sünnetinde ta kâinat yaratılırken konan yasalarda asla değişiklik olmadığını biliyorum ve doğal ortamı doğal şartlarla yaşamayan insanlara ders olacak bazı yasaları daha önceden koyduğuna inanıyorum.

Reklamlar
yorum
  1. Erkek arılarda babasızdır.

    Arı kolonisi kışa hazırlanırken hemen hemen tüm erkek arılar koloniden uzaklaştırılarak ölüme terk edilir.

    Erken ilkbaharda Ana (Kraliçe) arı, öncelikli olarak erkek arı yumurtası yapar. O yıl Ana arı olacak bakire Ana arılar çiftleşsin diyedir bu.

    Ama hiçbir bakire Ana arı kendi kolonisindeki erkek arıyla çiftleşmez.

  2. Erman İlker dedi ki:

    Merhabalar.

    Yazılarınızdan malesef mucize olgusuna karşı olduğunuz izlenimini edindim. Hz.İsa’nın beşikte konuşma mucizesinin Hristiyanlarda olmadığı yanlış bir bilgidir. Düzeltmek isterim. Kanon İncillerde olmaması Apokrif İncillerde olmadığı anlamına gelmez. Kur’an-ı Kerîm Hristiyanların yaptığı Kanon/apokrif ayrımını kabûl etmemektedir.

    Thomas’ın İncili ‘beşikte konuşmayı’ (haşa) Tanrının oğlu eklemesiyle kaydetmiştir:

    “Mesih’in zamanında yaşayan yüksek rahip Yusuf’un kitabında şunları yazılı buluyoruz. Bazıları onun Petrus olduğunu söyler. Yüksek Rahip dedi ki: O (İsa) beşikte iken annesi Meryem’e dedi ki: Gerçekten Ben İsa’yım, Tanrının oğlu, senin doğurduğun Söz’üm, öyle getirdiğin gibi, melek Cebrail’in sana verdiği müjdeye göre..” (Gospel of Thomas: 1:2)

    Thomas’ın İncili’nin başka bir metni de çamurdan kuş (serçe) yapma mucizesini anlatır.

    “Filozof İsrailli Thomas’ın Efendimiz’in çocukken yaptığı şeyler hakkındaki hikâyeleri:
    Ben İsrailli Thomas, size anlatıyorum ki siz 7 Yahudi olmayan (Gentile), Efendimiz’in çocukken yaptığı üstün şeyler hakkında hatta ülkemizde doğduğundan beri yaptığı üstün şeyler hakkında bilgi sahibi olun. Başlangıç söyledir: Bu küçük çocuk İsa beş yaşındayken bir dere kenarında oynuyordu. Suları gölcüklere yönlendirdi ve bunu bir sözüyle yaptı. Yumuşak balçığı yoğurup 12 serçe yaptı.” (M.R. James-Translation and Notes, The Acts of John (verse 97-103), The Apocryphal New Testament, Oxford: Clarendon Press, 1924)

    Görüldüğü üzere Hz.İsa’nın çocukluk dönemlerine ait bu iki büyük ve unutulan mucize Kur’an-ı Kerîm’de tekrar hatırlatılmıştır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s